Yeni ve daha anlamlı bir gerçekliğe hoş geldin.
- Welcome to a new and more meaningful reality.
Tom Mary'ye anlamlı bir bakış attı.
- Tom gave Mary a meaningful look.
Tom'un Fransızcası önemli oranda gelişti.
- Tom's French has improved significantly.
Son on yıl boyunca hangi ülkeler önemli ölçüde gelişti?
- Which countries have developed significantly during the past ten years?
Tom önemli derecede daha iyi yapıyor.
- Tom is doing significantly better.
Bu önemli derecede farklı.
- This is significantly different.
Son on yıl boyunca hangi ülkeler önemli ölçüde gelişti?
- Which countries have developed significantly during the past ten years?
Benim bürom seninkinden önemli ölçüde daha aydınlıktır.
- My office is significantly brighter than yours.
Onun ve Mary'nin Fuji dağına tırmandıkları zamanı Tom'un bana anlattığını hatırlıyorum.
- I remember Tom telling me about the time he and Mary had climbed Mt. Fuji.
Tom fıkraları anlatmada iyi değildir.
- Tom isn't good at telling jokes.