O, bir yabancıyla evli.
- Sie ist mit einem Ausländer verheiratet.
Evliyim ve iki oğlum var.
- Ich bin verheiratet und habe zwei Söhne.
Artık seninle evlenmek istemiyorum.
- Ich möchte nicht mehr mit dir verheiratet sein.
Tom bana ebeveynlerimin ayrılmadan önce ne kadar süredir evli olduklarını sordu.
- Tom asked me how long my parents had been married before they separated.
Felicja, Łazarz adında yakışıklı bir adamla evli.
- Felicja is married to a handsome man called Lazarz.
Ben onun evlilik yaşamına hayal kırıklığına uğradım.
- I was disillusioned at his married life.
Tom ve Mary'nin on üç yıllık mutlu bir evlilikleri var.
- Tom and Mary have been happily married for thirteen years.
O, Kanadalı bir kızla evlendi.
- He married a Canadian girl.
Misako, geçen Haziran bir Kanadalıyla evlendi.
- Misako married a Canadian last June.
My sister is married.
- Meine Schwester ist verheiratet.
He married his daughter to a rich man.
- Er verheiratete seine Tochter mit einem reichen Mann.