تعريف seasoning في الإنجليزية التركية القاموس.
- baharat
Açlık en iyi baharattır.
- Hunger is the best seasoning.
Kaynar suya, baharat, baharatlı yağ ve biber ekleyin.
- Add seasoning, seasoned oil, and chili, to the boiling water.
- çeşni
- {i} terbiye
- kullanışa uygun hale getirme
- {i} lezzet veren
- {f} lezzet ver
- yemeğe tat katan şey
- çeşnilenme/çeşni
- {i} çeşnilik, baharat
- {i} sos
- yemeklere lezzet veren baharat
- bahar
Açlık en iyi baharattır.
- Hunger is the best seasoning.
Bu baharatın acı bir tadı var.
- This seasoning has a bitter taste.
- lezzet vererek
- season
- sezon
Beyzbol sezonu açıldı.
- The baseball season has opened.
Sezonun çoğu günü ava gitti.
- They went hunting most days of the season.
- season
- mevsim
Bir yılda dört mevsim vardır.
- There are four seasons in one year.
Yağmur mevsimi başladı.
- The rainy season has set in.
- season
- {f} baharatını katmak
- season
- zaman
Yağışlı sezon ne zaman bitecek?
- When will the rainy season be over?
Japonya'da yağışlı sezon ne zaman başlar?
- When does the rainy season in Japan begin?
- season
- etkinlik dönemi
- season
- lezzet vermek
- season
- baharat katmak
- season
- alıştırmak
- season
- vakit
- season
- eğitmek
- season
- uygun zaman
- season
- yumuşatmak
- season
- (with ile)yemeğe baharat koymak
- season
- devre
- season
- {f} lezzet ver
- season
- deneyim kazandırmak
- season
- şiddetini azaltmak
- season
- (odun) iyice kurutmak
- season
- çeşnilendirmek
- season
- (odun) kurumak
- season
- dönem
İşin yoğun olduğu dönemde o otelde kalmak sana işin düşük olduğu dönemde kalmaktan çok daha fazlaya mal olacaktır.
- It's going to cost you a lot more to stay at that hotel during high season than during low season.
- season
- süre
Benim sezon biletimin süresi 31 Martta doluyor.
- My season ticket expires on March 31.
- natural seasoning
- doğal kurutma
- artificial seasoning
- sınai kurulma
- artificial seasoning
- yapay kurutma
- artificial seasoning
- fırınlama
- kiln seasoning
- sıcak hava ile kurutma
- kiln seasoning
- fırınlama
- season
- {f} terbiyelemek
- season
- lezzet vermek için baharat katmak
- season
- {f} kurumak
- season
- {i} mevsim: summer season yaz mevsimi
- season
- {f} olgunlaşmak
- season
- {f} tatlandırmak
- season
- hunting season avlanmanın kısıt lanmadığı müddet
- season
- {i} zaman, mevsim: Cherries are in season now. Şimdi kiraz mevsimi
- season
- keskinliğini veya sertliğini yumuşatmak
- season
- {f} çeşni katmak
- season
- {f} alışmak
- season
- {f} olgunlaştırmak
- season
- {f} kurutmak
- season
- sürem