Toplantıdan önce akşam yemeği yediler.
- Prior to the meeting, they had dinner.
Senin varışından önce, o, Londra'ya gitti.
- Prior to your arrival, he left for London.
Kahvaltıdan önce duş aldım.
- I showered before breakfast.
Sen gitmeden önce seni görmek istiyorum.
- I want to see you before you go.
Ben daha önce böyle güzel bir kız hiç görmemiştim.
- I had never seen such a beautiful girl before.
Daha önce böyle harika bir film izlediniz mi?
- Have you seen such a wonderful movie before?
Sanığın önceden hiçbir mahkumiyeti yok.
- The defendant has no prior convictions.
Daha önceden herhangi bir deneyim gerekli değildir.
- No prior experience is necessary.
John mesleğini ailesinden daha önde tutar.
- John puts his career before his family.
Daha önce o kızla karşılaştım.
- I've met that girl before.
O,bir hafta önce onunla karşılaştığını söyledi.
- He said that he had met her a week before.
Evvelce sarhoş oldum; daha da çok olacak gibiyim.
- I've been drunk before and likely will get drunk many more times.
Tazelik bizim önceliğimizdir.
- Freshness is our top priority.
Ana baba, çocuklarına verilecek eğitim türünü seçmek hakkını öncelikle haizdirler.
- Parents have a prior right to choose the kind of education that shall be given to their children.
Allah önünde bütün insanlar eşittir.
- All men are equal before God.
Yeni bir öğretmen sınıfın önünde durdu.
- A new teacher stood before the class.
Önceden tüm hazırlıkları yapmadan kışın dağlara tırmanacak kadar aptal değilim.
- I know better than to climb mountains in winter without making all necessary preparations beforehand.
Biz önceden aperatifleri hazırladık.
- We prepared snacks beforehand.
Önceki deneyim gerekli değildir.
- No prior experience is required.
Önceki uyarılar yoktu.
- There were no prior warnings.
Diğer gezegenlerin sömürgeleştirilmesi bizim en öncelikli konularımızdan biridir.
- Colonization of other planets is one of our top priorities.
Diğer gezegenlerin sömürgeleştirilmesini en öncelikli konularımızdan biri yapmalıyız.
- We must make colonization of other planets one of our top priorities.
O, efendisinin öfkesi karşısında geri çekildi.
- He recoiled before his master's anger.
Sami, çocuklarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koydu.
- Sami put the needs of his children before his own needs.
Adının önüne bir haç yap.
- Make a cross before your name.
Plan öncelik ve aciliyeti düşürmektedir.
- Being less urgent, this plan is lower in priority.
Ana baba, çocuklarına verilecek eğitim türünü seçmek hakkını öncelikle haizdirler.
- Parents have a prior right to choose the kind of education that shall be given to their children.
Tom'un eski suç kaydı yok.
- Tom has no prior criminal record.
The doctor had known three months prior.
... Prior to that voyage, the great world zones ...
... prior to becoming an independent kingdom ...