On the day of the wedding, we arrived at our teacher's house.
- Düğün gününde öğretmenimizin evine vardık.
A few days after his thirteenth birthday, Tony left school, too.
- Onüçüncü doğum gününden birkaç gün sonra Tony de okulu bıraktı.
Rome was not built in a day.
- Roma bir gün içinde kurulmamıştır.
Do you study English every day?
- Her gün İngilizce çalışıyor musun?
This room doesn't get much sunlight.
- Bu oda çok fazla güneş ışığı almıyor.
A beam of sunlight came through the clouds.
- Bulutların arasından güneş ışığı demeti geldi.
I would like to give him a present for his birthday.
- Ona doğum günü için bir hediye vermek istiyorum.
Tom never fails to send a birthday present to his father.
- Tom babasına doğum günü hediyesi göndermekten geri kalmaz.
Today is the hottest day this year.
- Bugün, bu yılın en sıcak günüdür.
Today is June 18th and it is Muiriel's birthday!
- Bugün Haziran'ın 18'i ve bugün Muiriel'in doğum günü!
The sunshine tempted people out.
- Güneş ışığı insanları dışarı çıkmaya özendirdi.
This room doesn't get much sunshine.
- Bu oda çok fazla güneş ışığı almaz.
How many times does the bus run each day?
- Otobüs her gün kaç kez çalışır?
How many times a day does that bus run?
- O otobüs günde kaç kez çalışır?
Sami will maintain his innocence until the day he dies.
- Sami masumiyetini öldüğü güne kadar sürdürecek.
Which is the date of your birthday?
- Doğum günün hangi tarih?
Tom had a date for Valentine's Day.
- Tom'un sevgililer günü için bir randevusu vardı.
What a beautiful sunset!
- Ne güzel bir günbatımı!
A warm, sunny day is ideal for a picnic.
- Ilık, güneşli bir gün piknik için idealdir.
I thought doing this would be easy, but we've been working all day and we're still not finished.
- Bunun kolay olacağını düşünmüştüm, fakat bütün gün çalışıyoruz ve hâlâ bitirmedik.
He has been unconscious for three days.
- Onun üç gün boyunca bilinci kapalı.
Merih güneşten dördüncü gezegendir.
- Mars güneşten dördüncü gezegendir.
Güneşli olmasına rağmen, hava soğuktu.
- Güneşli olsa da hava soğuktu.