You should see the sight.
- Manzarayı görmelisin.
The traffic accident deprived the young man of his sight.
- Trafik kazası, genç adamı görme yeteneğinden mahrum etti.
Birds have sharp vision.
- Kuşların keskin bir görme gücü vardır.
Laser surgery can fix some kinds of vision problems.
- Lazer cerrahisi bazı görme sorunu türlerini onarabilir.
I am looking forward to seeing you.
- Seni görmek için can atıyorum.
Love is seeing her in your dreams.
- Aşk onu rüyalarında görmektir.
My sister works at a school for visually impaired children.
- Kız kardeşim görme engelli çocuklar için bir okulda çalışıyor.
Tom lost the sight in one of his eyes in a traffic accident.
- Tom bir trafik kazasında gözlerinden birinde görme yeteneğini kaybetti.
The accident deprived him of his sight.
- Kaza onu görme yeteneğinden mahrum bıraktı.
She came to see us yesterday.
- O dün bizi görmek için geldi.
Love is seeing her in your dreams.
- Aşk onu rüyalarında görmektir.
My sister works at a school for visually impaired children.
- Kız kardeşim görme engelli çocuklar için bir okulda çalışıyor.
He has poor eyesight.
- O kötü görme duyusuna sahip.
He has good eyesight.
- O iyi görme duyusuna sahip.
Birds have sharp vision.
- Kuşların keskin bir görme gücü vardır.
Tom has good eyesight.
- Tom'un iyi görme yeteneği var.
I have good eyesight.
- Benim iyi görme yeteneğim var.
Tom started dreaming.
- Tom rüya görmeye başladı.
Is it possible that a 22 year old girl never had erotic dreams?
- 22 yaşındaki bir kızın hiç erotik rüya görmemiş olması mümkün mü?
I saw her somewhere two years ago.
- Onu ben iki yıl önce bir yerde gördüm.
Yesterday I went to Denizli and I saw a rooster near the coop.
- Dün ben Denizli'ye gittim ve kümesin yakınında bir horoz gördüm.
Tom noticed something on the floor and bent down to see what it was.
- Tom yerde bir şey fark etti ve ne olduğunu görmek için eğildi.
I noticed something on the floor and bent down to see what it was.
- Zeminde bir şey fark ettim ve ne olduğunu görmek için eğildim.
Everybody regards him as honest.
- Herkes onu dürüst olarak görmektedir.
I'd so love to visit that apartment he always keeps telling me about.
- Bana sürekli bahsedip durduğu şu apartmanı gerçekten gidip görmek istiyorum.
Los Angeles is one of the cities that I want to visit.
- Los Angeles görmek istediğim şehirlerden birisidir.
I don't like to see animals cruelly treated.
- Zalimce davranılan hayvanları görmek istemiyorum.
I have to receive treatment.
- Tedavi görmek zorundayım.
I don't want to see your faces.
- Yüzlerinizi görmek istemiyorum.
I didn't want to see Tom's face.
- Tom'un yüzünü görmek istemedim.
Even now, I occasionally think I'd like to see you. Not the you that you are today, but the you I remember from the past.
- Şimdi bile, ara sıra seni görmek istediğimi düşünüyorum. Fakat bugünkü seni değil geçmişten hatırladığım seni.
Would you like to see a live performance of a play with me Saturday?
- Cumartesi günü benimle bir oyunun canlı performansını görmek ister misin?
Fadil traveled to Cairo to see Layla.
- Fadıl, Leyla'yı görmek için Kahire'ye gitti.
Dan traveled to London to see Linda.
- Dan Linda'yı görmek için Londra'ya seyahat etti.
Tom considers Mary to be a heroine.
- Tom Mary'yi bir kahraman olarak görmektedir.
I remember seeing you all somewhere.
- Hepinizi bir yerde gördüğümü hatırlıyorum.
Seeing that she was not excited at the news, she must have known it.
- O, habere heyecanlanmadığına göre, onu önceden biliyor olmalı.
It seems to me that you are wrong.
- Bana öyle görünüyor ki sen hatalısın.
Mary decided never to see him any more.
- Mary artık onu asla görmemeye karar verdi.
I had never seen a panda until I went to China.
- Çin'e gidene kadar hiç panda görmemiştim.
I have not seen him lately.
- Son zamanlarda onu görmedim
Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users.
- Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.
Their view of life may appear strange.
- Onları hayat görüşü acayip görünebilir.
He happened to catch sight of a rare butterfly.
- Tesadüfen nadir bir kelebeği gördü.
I was much frightened at the sight.
- Ben görünce çok korktum.
She stood astonished at the sight.
- Görünüşte şaşırmış gibi duruyordu.
Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users.
- Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.
He has a good eye sight.
- Onun iyi bir görme gücü vardır.
You don't know how bad I want to see you.
- Seni ne kadar görmek istediğimi bilmiyorsun.
I don't know who you want to see.
- Kimi görmek istediğini bilmiyorum.
To hate, to love, to think, to feel, to see; all this is nothing but to perceive.
- Görmek, hissetmek, düşünmek, sevmek, nefret etmek; bütün bunlar algılamaktan başka bir şey değildir.
What kind of places would you like to see?
- Ne tür yerleri görmek istiyorsun?
We have a lot of other places we want to see.
- Görmek istediğimiz bir sürü başka yerlerimiz var.
It was a lovely sight to see.
- Görmek için güzel bir manzaraydı.
I've come to see the sights.
- Manzaraları görmek için geldim.
I'm looking forward to seeing you in a wedding dress.
- Ben seni bir gelinlik içinde görmek için sabırsızlanıyorum.
He is looking forward to seeing you.
- O seni görmek için sabırsızlanıyor.
He is a seeing impaired person.
He has a good eye sight.
- Onun iyi bir görme gücü vardır.
The purpose of our trip is to visit friends and see some tourist spots.
- Gezimizin amacı arkadaşları ziyaret etmek ve bazı turistik noktaları görmektir.
You must be at least eighteen to view this sentence.
- Bu cümleyi görmek için en az on sekiz yaşında olmalısın.
Taste the soup to see if it needs more garlic.
- Daha fazla sarımsak gerekip gerekmediğini görmek için çorbanın tadına bak.
Taste the rice to see if it needs more salt.
- Daha fazla tuz gerekip gerekmediğini görmek için pirincin tadına bak.
You shouldn't look down on those who are less fortunate than you are.
- Sizden daha az şanslı olanları hor görmemelisiniz.
Don't look down on others because they are poor.
- Fakir oldukları için diğerlerini hor görme.
Tom learnt from Mr Ogawa that many people have scorn for the nouveau riche.
- Tom birçok insanın sonradan görme insanları küçümsediğini Bay Ogawa'dan öğrendi.