تعريف considération في الإنجليزية التركية القاموس.
- consideration
- göz önünde tutma
O, annesinin tavsiyesini göz önünde tutmalıdır.
- She should take into consideration the advice of her mother.
- consideration
- düşünce
Bu tür düşüncelerin sonuçta onların nihai kararı üzerinde herhangi bir etkisi olmamıştır.
- Such considerations ultimately had no effect on their final decision.
- consideration
- (Politika, Siyaset) değerlendirme
Bu dikkatli bir değerlendirme gerektirir.
- That requires careful consideration.
- consideration
- {i} düşünme
Yeni metot epeyce düşünmeye değer.
- The new method is well worth consideration.
Sorun düşünmeye değmez.
- The problem is not worth consideration.
- consider
- dikkate almak
Tom'un önerisini dikkate almak zorunda kaldım.
- I had to consider Tom's proposal.
- consider
- göz önünde bulundurmak
Bir açıklama daha olma ihtimalini göz önünde bulundurmak için zerre kadar istekli olmadığına inanamıyorum.
- I can't believe that you aren't at least willing to consider the possibility that there's another explanation.
Her ihtimali göz önünde bulundurmak zorundayım.
- I have to consider every possibility.
- consider
- hesaba katmak
O hesaba katmak için çok fazla.
- That's a lot to consider.
- consideration
- {i} üzerinde düşünme
- consideration
- (Ticaret) dikkate alma
Tom Mary'nin yaşını dikkate almadı.
- Tom didn't take Mary's age into consideration.
Annenin tavsiyesini dikkate almalısın.
- You should take into consideration the advice of your mother.
- consideration
- etmen
- consideration
- (Ticaret) yargı
- consideration
- nazar(ında)
- consideration
- faktör
- consideration
- ücret
- consideration
- (Kanun) semen
- consideration
- (Ticaret) hesaba katma
- consideration
- (Ticaret) pey akçesi
- consideration
- (Ticaret) karşılık olarak verilen
- consideration
- mülahaza
- consideration
- nezaket
- consideration
- (Kanun) mütalaa
- consideration
- (Ticaret) görüş
Bir seçenek şimdi görüşülmekte.
- An option is now under consideration.
- consideration
- hatır
- consideration
- (Kanun) miktar
- consideration
- etken
- consideration
- telakki
- consideration
- kaygı
- consideration
- (Ticaret) ödenen
- consideration
- dikkat
Her şeyi dikkate aldım.
- I have taken everything into consideration.
Onun hastalığına dikkat etmelisin.
- You should take her illness into consideration.
- consideration
- ödeme
- consideration
- ödül
- consideration
- karşılık
- consideration
- saygı
Saygı çok gereklidir.
- Consideration is very necessary.
- consideration
- husus
- consideration
- itibar, saygınlık
- consideration
- neden, faktör
- consideration
- göz önüne alma
- consideration
- karşılığında
- consideration
- in consideration of sebebiyle
- consideration
- for a consideration para mukabilinde
- consideration
- borsada verilen pey akçesi
- consideration
- {i} sebep
- consideration
- itibariyle
- consideration
- hasebiyle
- consideration
- gözönüne alma
- consideration for sale
- satış fiyatı
- consideration of bail
- kefalet dikkate
- consideration of health
- (Kanun) sağlık sebebi
- covenant consideration
- (Ticaret) akit karşılığı
- consider
- {f} göz önüne almak
Bu sorunu göz önüne almak zorundayız.
- We have to take this problem into consideration.
Ailenin kültürel geçmişini göz önüne almak çok önemlidir.
- It is very important to consider the cultural background of the family.
- consider
- durumu değerlendirmek
- consider
- {f} düşünmek
Tom Mary'nin istediği krediyi ona vermeyi düşünmek isteyebilir.
- Tom might want to consider giving Mary the loan she asked for.
Bazı insanlar Klingon, Interlingua ve Esperanto gibi dilleri öğrenmenin zaman kaybı olduğunu düşünmektedir.
- Some people consider it a waste of time to study languages such as Klingon, Interlingua and Esperanto.
- consider
- dikkate al
Gerçeği dikkate almalısın.
- You must take the fact into consideration.
Domuz yetiştiriciliği endüstrisini dikkate almazsak 'domuz gribi' adı 'A gribi (H1N1) olarak değişti.
- Out of consideration to the pig farming industry the name 'pig influenza' has been changed into 'influenza A(H1N1)'.
- consider
- {f} fikrinde olmak
- consider
- (Kanun) incelemek
- consider
- {f} göz önünde tutmak
- consider
- {f} saygı göstermek
- consider
- all things considered enine boyuna düşünülürse
- consideration
- bedel
- consider
- kanaatinde olmak
- consider
- iyice düşünüp taşınmak
- consideration
- aldırma
- consideration
- (Hukuk) itibar
Norveç'te yaşanan katliam ve son günlerde İngiltere'deki ayaklanma ve yağma, dünyanın içine sürüklendiği durum itibarı ile dehşet vericidir.
- The massacre in Norway and the recent rebellion and the booty in England, are dreadful in consideration of the circumstances that the world drifted into.
- take into consideration
- düşünmek
- take into consideration
- nazarı dikkate almak
- take into consideration
- göz önünde bulundurmak
- consider
- not worth considering kale alınmaz
- consider
- lafını etmeye değmez
- additional consideration
- (Ticaret) ek teminat
- be taken into consideration
- dikkate alınmak
- consider
- gözü ile bakmak
- consider
- (Politika, Siyaset) mülahaza etmek
- consider
- göz ardı etmemek
- consider
- gözönüne almak
- consider
- içinden geçirmek
- consider
- gözüyle bakmak
- consider
- telakki etmek
- consider
- (Kanun) tetkik etmek
- consider
- nazarıyla bakmak
- consider
- düşünüp taşınmak
- consider
- gözardı etmemek
- consider
- hesaba kalmak
- consider
- itibara almak
- consider
- itibar etmek
- consider
- sanmak
- consider
- itibar göstermek
- consider
- bilmek
- consider
- addetmek
- consider
- kabul etmek
- consideration
- nazar
- considerations
- (Ticaret) düşünceler
Bu tür düşüncelerin sonuçta onların nihai kararı üzerinde herhangi bir etkisi olmamıştır.
- Such considerations ultimately had no effect on their final decision.
- considerations
- (Ticaret) mülahazalar
- purchase consideration
- (Ticaret) satın alma bedeli
- purchase consideration
- (Ticaret) satın alma tutarı
- take into consideration
- nazarı itibara almak
- take into consideration
- gözönünde bulundurmak
- take into consideration
- hesaba katmak
- take into consideration
- dikkate almak
- take into consideration
- kale almak
- taken into consideration
- dikkate alınmak
- taking into consideration
- göz önünde bulundurma
- taking into consideration
- dikkate alma
- consider
- mütalaa etmek
- consider
- {f} görmek
Tom Mary'yi bir kahraman olarak görmektedir.
- Tom considers Mary to be a heroine.
- consider
- saymak
- consider
- olduğunu düşünmek
Bazı insanlar Klingon, Interlingua ve Esperanto gibi dilleri öğrenmenin zaman kaybı olduğunu düşünmektedir.
- Some people consider it a waste of time to study languages such as Klingon, Interlingua and Esperanto.
- in consideration of
- dikkate alındığında
- consider
- merhamet etmek farz etmek
- consider
- hesaba kat
Tom'un ne yapmak isteyebileceğini hesaba katmamıştım bile.
- I didn't even consider what Tom might want to do.
Tüm bu olasılıkları hesaba kattım.
- I've considered all of those possibilities.
- consider
- değerlendirmek
- consideration of
- göz onu
- considerations
- dikkat edilecekler
- considerations
- dikkat
- deliberate consideration; knowledge
- kasten göz; bilgi
- due consideration
- dikkate alındıktan sonra
In assessing the Tenders due consideration will be given to the contractual completion dates, costs of design and erection, optional work and any other factors.
- exchange consideration
- fikir alışverişi
- give consideration
- üzerinde düşünmek
- give s.t. one´s consideration
- bir şey üzerinde düşünmek
- have regard/consideration for st.
- / Dikkate st için ilgili var
- lack of consideration
- İzansızlık, düşüncesizlik, riayetsizlik, saygısızlık
- out of consideration
- dışarı anlayışın
- out of consideration to
- dışarı göz için
- re-consideration
- yeniden göz
- regard; respect; consideration
- bağlamda; saygı; dikkate
- take into consideration
- kal'e almak
- under consideration
- Gözden geçirilmekte, incelenmekte
- under no consideration
- hayır göz altında
- be under consideration
- üzerinde düşünülmek
- consider
- (Hukuk) ölçüp biçmek
- considerations
- dikkat edişler
- immoral consideration
- (Kanun) adaba aykırı konu
- immoral consideration
- (Kanun) ahlaka aykırı sebep
- initial consideration
- (Kanun) ön bedel
- merger consideration
- (Ticaret) birleşme bedeli
- nominal consideration
- (isim)minal bedel
- nominal consideration
- nominal bedel
- show consideration
- saygı göstermek
- take into consideration
- göz önünde tutmak
- timing consideration
- zaman yer alma hesabı
- timing consideration
- (Askeri) ZAMAN YERALMA HESABI: Füze atış üssü hassasiyetinin etüdünde, füze veya aksamının, koruyucu örtüsü dışında kaldığı için düşman tesirlerine karşı hassas bulunduğu fasılayı belirtmek üzere kullanılan bir terim
- under consideration
- üzerinde düşünülen
- valuable consideration
- (Kanun) tam karşılık