zugekippt

listen to the pronunciation of zugekippt
الإنجليزية - التركية

تعريف zugekippt في الإنجليزية التركية القاموس.

packed
{s} tıka basa dolu

Stadyum heyecanlı seyirciyle tıka basa doluydu. - The stadium was packed with excited spectators.

Tıka basa dolu olan o trende havasızlıktan öleceğimi düşündüm. - I thought I was going to suffocate on that train, which was absolutely packed.

filled
tok
packed
dolmak
packed
(Ticaret) ambalajlanmış
stowed
kapalı
filled
{f} doldur

Bu vazoyu suyla doldurdu. - She filled this vase with water.

Köşedeki servis istasyonunda arabama yakıt doldurttum. - I had my car filled up at the service station at the corner.

packed
kalabalık
packed
{f} paketle

Tom küçük bir bavulda her şeyi paketledi. - Tom packed everything in a small suitcase.

Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım. - I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.

filled
doldurulmuş

Üzgünüm, pozisyon önceden doldurulmuş. - Sorry, the position has already been filled.

filled
{s} dolmuş

Oda sigara dumanıyla dolmuştu. - The room was filled with cigarette smoke.

filled
{s} dolu

Balon havayla doluydu. - The balloon is filled with air.

Otobüs tam kapasite doluydu. - The bus was filled to capacity.

packed
{s} hıncahınç

Bu mekan hıncahınç dolu. - This place is packed.

Konferans salonu hıncahınç dolu. - The auditorium is packed.

packed
{s} ağzına kadar dolu
packed
{s} paketlenmiş

Hepiniz paketlenmiş ve hazır mısınız? - Are you all packed and ready?

Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım. - I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.

packed
toplanmış/kalabalık
packed
sıkıştırılmış
ألمانية - الإنجليزية
gobed
packed
stowed
filled