Stadyum heyecanlı seyirciyle tıka basa doluydu.
- The stadium was packed with excited spectators.
Tıka basa dolu olan o trende havasızlıktan öleceğimi düşündüm.
- I thought I was going to suffocate on that train, which was absolutely packed.
Bu vazoyu suyla doldurdu.
- She filled this vase with water.
Köşedeki servis istasyonunda arabama yakıt doldurttum.
- I had my car filled up at the service station at the corner.
Tom küçük bir bavulda her şeyi paketledi.
- Tom packed everything in a small suitcase.
Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım.
- I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.
Üzgünüm, pozisyon önceden doldurulmuş.
- Sorry, the position has already been filled.
Oda sigara dumanıyla dolmuştu.
- The room was filled with cigarette smoke.
Balon havayla doluydu.
- The balloon is filled with air.
Otobüs tam kapasite doluydu.
- The bus was filled to capacity.
Bu mekan hıncahınç dolu.
- This place is packed.
Konferans salonu hıncahınç dolu.
- The auditorium is packed.
Hepiniz paketlenmiş ve hazır mısınız?
- Are you all packed and ready?
Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım.
- I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.