sicher?

listen to the pronunciation of sicher?
ألمانية - التركية
güvenli bir şekilde
emin olma
güvenli şekilde
emin ol

Kanama olmadığından emin olmalıyız. - Wir müssen sicher sein, dass keine Blutung vorhanden ist.

Sadece bunun tekrar olmayacağından emin olmak istiyorum. - Ich möchte nur sichergehen, dass das nicht mehr passiert.

güvenle
falanca
sağ salim
güven içinde
kazasız belasız
tehlikesizce
{'zihır} kesin, güvenilir, sağlam, emin; tehlikesiz
emin, inanılır, güvenilir; sağlam; kesin, muhakkak; güvenli, emniyetli; tehlikesiz; herhalde, muhakkak, elbette
(Gramer) (vor etw./ jdm. + D) bir şeye karşı, birisine karşı güvende olmak
güvenli

Değerli eşyalarını güvenli bir yerde saklamalısın. - Du solltest deine Wertsachen an einem sicheren Ort aufbewahren.

الإنجليزية - التركية

تعريف sicher? في الإنجليزية التركية القاموس.

certain
{s} mutlâk

O, oyunu mutlaka kazanacak. - He is certain to win the game.

certain
{s} güvenilir

İstasyonda güvenilir bir beyefendiyle karşılaştım. - I met a certain gentleman at the station.

Çeviri bir kadın gibidir. Güzelse güvenilir değildir. Güvenilirse kesinlikle güzel değildir. - Translation is like a woman. If it is beautiful, it is not faithful. If it is faithful, it is most certainly not beautiful.

assuredly
elbette
assuredly
mutlaka
assuredly
muhakkak
certain
belirli

Üçüncü yıldız belirli bir krala ait oldu. - The third star belonged to a certain king.

Belirli bir ölçüde ona güvenebilirim. - I can trust him to a certain extent.

certain
muhakkak
certain
{s} kesin

Gölde kesinlikle yüzebilirsin fakat öyle yapmanın anlamı yok. - You can certainly swim in the lake, but there is no sense in doing so.

O, kesinlikle cesaretsiz değildir. - He is certainly not without courage.

certain
Belli

Belli bir noktadan sonra her şey biraz daha zor oldu. - After a certain point, everything became a little more difficult.

Bizim sınıfta belli bir çocuktan etkileniyorum. - I am attracted to a certain boy in my class.

assuredly
kesinlikle
assuredly
kesin olarak
assuredly
z. mutlaka
certain
{s} kesin, kati
certain
{s} belirli, muayyen
certain
{s} belirlenmiş
certain
{s} kuşkusuz
certain
of a certain age orta yaşlı
certain
{s} emin

Tom kesinlikle kendinden emin görünüyor. - Tom certainly looks confident.

15 Mart'a kadar laboratuvar ekipmanını teslim edebileceğimden eminim. - I'm certain we can deliver the laboratory equipment by March 15th.

ألمانية - الإنجليزية
surely ?
…proof
assuredly
secure

Don't climb that ladder - it's not secure. - Steig nicht auf diese Leiter, sie ist nicht sicher!

This bridge looks secure. - Die Brücke sieht sicher aus.

fail-safe
certain
sure-fire
unharmfully
sure
failsafe
certainly
blue-chip
for sure
easily
copper-bottomed
securely

Please make sure that your seat belt is securely fastened. - Bitte vergewissern Sie sich, dass Ihr Sicherheitsgurt fest geschlossen ist.

surely
surefire
safe
safely

I felt relieved when my plane landed safely. - Ich war erleichtert, als mein Flugzeug sicher gelandet war.

Against all expectations, the Apollo spacecraft made it safely back to Earth. - Entgegen allen Erwartungen kehrte die Raumfähre Apollo sicher zur Erde zurück.

safe (from)
unharmful
ceratin
certain to
unmistaken
unendangered