muhteşem

listen to the pronunciation of muhteşem
التركية - الإنجليزية
magnificent

This magnificent cathedral dates back to the Middle Ages. - Bu muhteşem katedral orta çağlara kadar dayanır.

The Altamira cave is famous for its magnificent Paleolithic paintings. - Altamira Mağarası muhteşem Paleolitik resimleriyle ünlüdür.

splendid

It would be splendid if we could go there, wouldn't it? - Biz oraya gidebilsek muhteşem olurdu, değil mi?

The player made a splendid comeback. - Oyuncu muhteşem bir dönüş yaptı.

spectacular

These fireworks are spectacular! - Bu havai fişekler muhteşem.

It was quite spectacular. - O oldukça muhteşemdi.

gorgeous

The gorgeous cake made my mouth water. - Muhteşem kek ağzımı sulandırdı.

He's drop-dead gorgeous. - O göz alıcı muhteşem.

noble
superb

That museum has a superb collection of Celtic era cultural artifacts. - Bu müze Kelt dönemi kültürel eserlerinin muhteşem bir koleksiyonuna sahiptir.

His taste in music is superb. - Onun müzik zevki muhteşemdir.

stupendous

It is a stupendous project. - Bu muhteşem bir proje.

glorious

This is certainly a glorious day. - Gerçekten muhteşem bir gün.

We had a glorious time at the seaside. - Biz deniz kenarında muhteşem bir zaman geçirdik.

(isim) Splendid, magnificient
magnific

Baudelaire's poetry is magnificent. - Baudelaire'in şiirleri muhteşemdir.

Tom looks magnificent. - Tom muhteşem görünüyor.

slashing
magnificent, splendid, majestic, grand, great, glorious
resplendent
regal
magnifical
corking
majestic
august
Olympian
royal
solemn
imperial

Some Whites seek more imperial solutions. - Bazı Beyazlar daha muhteşem çözümler aramaktadır.

lordly
grand
magnificent, splendid, grand; imposing
stately
sublime
spellbinding
pompous
powerful
great

Tom had a really great time. - Tom gerçekten muhteşem zaman geçirdi.

No matter what he plays on the screen, Tom looks great. - Tom ekranda ne oynarsa oynasın, muhteşem görünüyor.

grandiose
sumptuous
proud
superbly

Tom explained the situation superbly. - Tom durumu muhteşem şekilde açıkladı.

kingly
a gorgeous
palatial
palmy
refulgent
bright
costly
muhteşem şey
imperial
büyük ve muhteşem yapı
pile
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) Etraflı ve taraftarlarının çokluğu ile büyük
(Osmanlı Dönemi) Büyük, debdebeli, tantanalı
(Osmanlı Dönemi) ihtişamlı, gösterişli, göz alıcı
Görkemli, gösterişli, büyük ve göz alıcı
Büyük
Görkemli: "Ne büyümüş, ne koca göbekli muhteşem bir mahluk olmuştu."- S. F. Abasıyanık
muhteşem
المفضلات