These medicines should be taken three times a day.
- Bu ilaçlardan günde üç kez alınmalı.
How many times a day does that bus run?
- O otobüs günde kaç kez çalışır?
Explain it once more, Jerry.
- Onu bir kez daha açıkla, Jerry.
She'll try it once more.
- O onu bir kez daha deneyecek.
She was late once again.
- Bir kez daha geç kalmıştı.
Stir once every fifteen minutes.
- Her on beş dakikada bir kez karıştırın.
This time is going to be different.
- Bu kez farklı olacak.
This time, you won't escape punishment.
- Bu kez cezadan kaçamazsın.
Could you please repeat it once again?
- Lütfen onu bir kez daha tekrarlar mısın?
She was late once again.
- Bir kez daha geç kalmıştı.
I've climbed Mt. Fuji twice.
- Ben iki kez Mt. Fuji'ye tırmandım.
Brush your teeth twice a day at least.
- Dişlerini günde en az iki kez fırçala.
I have only done this one time before.
- Bunu daha önce sadece bir kez yaptım.
Can I eat this mushroom? You can eat anything one time.
- Bu mantarı yiyebilir miyim? Bir şeyi bir kez yiyebilirsin.
I saw a movie for the first time in two years.
- İki yılda ilk kez bir film izledim.
I saw Yoshida for the first time in five years.
- Ben, beş yıl içinde, ilk kez Yoshida ile görüştüm.
Stir once every fifteen minutes.
- Her on beş dakikada bir kez karıştırın.
They go to watch a play once every month.
- Onlar her ay bir kez maç izlemeye giderler.
I'll say it one more time.
- Bir kez daha söyleyeceğim.
Open your mouth one more time and I will beat you up!
- Ağzını bir kez daha açarsan seni pataklayacağım!
The telephone rang several times.
- Telefon birçok kez çaldı.
Tom has been arrested several times.
- Tom birçok kez tutuklandı.
I will side with you just this once.
- Sadece bu kez yanında olacağım.
Tom's a first-time offender.
- Tom bir ilk kez yakalanan.
I saw a movie for the first time in two years.
- İki yılda ilk kez bir film izledim.
He went to Paris for the first time.
- Paris'e ilk kez gitti.
I wish for once I could be something.
- Keşke bir kez bir şey olabilsem.
Why can't you be nice for once?
- Neden bir kez olsun kibar olamıyorsun?
I've seen Tom on TV many times.
- Tom'u TV'de birçok kez gördüm.
He looked back at us many times and walked away.
- O birçok kez bize doğru baktı ve uzaklaştı.
That's happened to me plenty of times.
- Bu birçok kez başıma geldi.
Tom has done that plenty of times.
- Tom onu birçok kez yaptı.
Tom drank twice as much beer as Mary did.
- Tom Mary'nin içtiği kadar çok birayı iki kez içti.
Although I had taken two pills two times, my headache did not go away.
- İki kez iki hap almama rağmen, baş ağrım hâlâ geçmedi.
Most people brush their teeth at least two times a day.
- Çoğu kişi dişlerini günde en az iki kez fırçalar.
He has done better than last time.
- O, son kez yaptığından daha iyi yaptı.
I'll lend you money, but mind you, this is the last time.
- Sana borç para vereceğim, ama aklında bulunsun, bu son kez.
On June 21st, 1974, José had breakfast with Liliana for the last time.
- 21 Haziran, 1974'te Jose son kez Liliana ile birlikte kahvaltı yaptı.
I saw her for the last time.
- Ben onu son kez gördüm.
She doesn't like the way he orders Kerry around either. 'Kez'll make ya one,' he'd said automatically when Madeline said she'd love a nice cup of tea.