hayranlık

listen to the pronunciation of hayranlık
التركية - الإنجليزية
{i} admiration

I looked at her full of amazement and admiration. After a while she hissed Don't stand there gawking! - Şaşkınlık ve hayranlık dolu olarak ona baktım. Bir süre sonra o seslendi Aval aval bakarak orada durma!

She became an object of universal admiration. - O evrensel hayranlıkla ilgili bir nesne oldu.

reverence
compliment
love
wondering admiration
adoration
enthusiasm
wonder
infatuation with
predilection
worship

Hero worship is a dangerous thing. - Taparcasına hayranlık duymak tehlikeli bir şey.

entrancement
craze
hayran
{i} admirer

Anne has many admirers. - Anne'in birçok hayranları var.

Mary received a note from a secret admirer. - Mary gizli bir hayranından bir not aldı.

hayran
fan

The stadium was flooded with baseball fans. - Stadyum beyzbol hayranlarının akınına uğradı.

I'm not a fan of Kim Kardashian. - Kim Kardashian'ın bir hayranı değilim.

hayranlık belirten
complimentary
hayranlık duymak
think the world of
hayranlık duymak
to feel admiration (for)
hayranlık ifade eden
admiring
hayranlık ifadesi
tribute of admiration
hayranlık uyandıran
admirable

Tom has done an admirable job. - Tom hayranlık uyandıran bir iş yaptı.

hayranlık uyandıran şey
admiration
hayranlık uyandırmak
to evoke admiration
hayran
{i} enthusiast

Tom is a yoga enthusiast. - Tom bir yoga hayranı.

Tom is a member of a motor enthusiasts' club. - Tom motor hayranları kulübünün bir üyesidir.

hayran
hanger on
hayran
enamoured
hayran
admiring

We cannot help admiring his talent. - Bizim onun yeteneğine hayran olmamamız elimizde değil.

Tom was admiring my new car at the time the truck crashed into it. - Tom, kamyon yeni arabama çarptığı zaman ona hayran oluyordu.

hayran
booster
hayran
potty about
hayran
wonder-struck
hayran
ecstatic
hayran
nut

Tom is nuts about squirrels. - Tom sincaplara hayran.

hayran
filled with admiration
hayran
follower
hayran
admirer, fan, lover, devotee; filled with admiration, potty about sb/sth
hayran
admirer; fan
hayran
lover
hayran
{i} devotee
hayran
{i} idolater
hayran
wonderstruck
hayran
potty
kendine hayranlık
egomania
kendine hayranlık
egotism
kendine hayranlık
narcissism
kendine hayranlık
self love
saygı ve hayranlık göstermek
do smb. the compliment
yaşanılan yere hayranlık
civic pride
التركية - التركية
Tutku, aşırı istek: "Gençliğin, hiç olmazsa gençliğin ruhundan bu mal, bu süs, bu lüks hayranlığını sökelim."- P. Safa
Tutku, aşırı istek
Hayran olma durumu
(Osmanlı Dönemi) ARES
(Osmanlı Dönemi) ARAS
HAYRAN
(Osmanlı Dönemi) Takdirkârlığından dolayı şaşa kalmış. Çok takdir etmiş. Çok beğenmi
hayran
Birini beğenen, hayranlık duyan kimse
hayran
Çok beğenen, hayranlık duyan
hayran
Çok beğenen, hayranlık duyan (kimse): "El işi olmasına rağmen el değmeden yapılmış hissini veren bu nadide sanat eserine hayrandı."- C. Uçuk
hayranlık
المفضلات