enthaltend

listen to the pronunciation of enthaltend
الإنجليزية - التركية

تعريف enthaltend في الإنجليزية التركية القاموس.

carrying
{i} taşıma

Onu taşımak için yardıma ihtiyacım var. - I need help carrying him.

Onları taşımak için yardıma ihtiyacım var. - I need help carrying them.

carrying
taşımacılık
carrying
taşıyarak

Tom bir market çantası taşıyarak içeri girdi. - Tom came in carrying a grocery bag.

Tom üç şişe şarap taşıyarak odaya geldi. - Tom came into the room carrying three bottles of wine.

carrying
(Ticaret) nakletme
carrying
(Ticaret) nakliyat
containing
(Bilgisayar) içerdiği
containing
(Bilgisayar) içeren

Tom bir milyon dolar içeren bir çanta taşıyor. - Tom is carrying a bag containing a million dollars.

Helium ikinci en basit atomdur. O, iki proton ve iki nötron içeren bir çekirdekten oluşur. Çekirdek etrafında 2 elektron döner. - Helium is the second simplest atom. It consists of a nucleus containing 2 protons and two neutrons. Around the nucleus orbits 2 electrons.

containing
kapsayan
containing
kapsayarak
carrying
{f} taşı

Tom kolunun altında keman taşıyor. - Tom is carrying a violin under his arm.

O, kolunun altında bir şemsiye taşıyordu. - He was carrying an umbrella under his arm.

carrying
{i} taşıyan

Alev makinesi taşıyan bir asker gördüm. - I saw a soldier carrying a flamethrower.

Tom şemsiye taşıyan tek kişiydi. - Tom is the only one carrying an umbrella.

carrying
nakliye
containing
{f} kapsa
containing
kapsama
containing
li
holding
tutan

Şemsiye tutan adam Ken'dir. - The man holding the umbrella is Ken.

Dün kollarında bir tavşan tutan bir adam gördüm. - I saw a man holding a rabbit in his arms yesterday.

holding
(isim) tutma, toprak kiralama, arsa, hisse, mal, stok, alacak, karar