en büyük

listen to the pronunciation of en büyük
التركية - الإنجليزية
eldest

Fatima is the eldest student in our class. - Fatma sınıfımızdaki en büyük öğrencidir.

It's not easy being the eldest child. - En büyük çocuk olmak kolay değil.

arch

He is the greatest architect that has ever lived. - O şimdiye kadar yaşamış en büyük mimar.

The strangest thing is that he saved his arch enemy from an unavoidable death. - En tuhaf şey onun en büyük düşmanını kaçılmaz bir ölümden kurtarmış olmasıdır.

biggest

This is the biggest hotel in this city. - O bu şehirdeki en büyük oteldir.

Communism was the biggest issue in the campaign. - Komünizm kampanyada en büyük konu oldu.

first
top
extreme
supreme

Knowledge is the supreme goal. - Bilgi en büyük hedeftir.

Knowledge is the supreme power. - Bilgi en büyük güçtür.

greatest

To swim in the ocean is my greatest pleasure. - Okyanusta yüzmek benim en büyük zevkimdir.

I think Beethoven is the greatest composer who ever lived. - Sanırım Beethoven, şimdiye kadar yaşamış en büyük besteci.

ruling
maximal
paramount
maximum
greatest, biggest
ultimate
التركية - التركية
azam
ekber
(Osmanlı Dönemi) uzmâ
en büyük
المفضلات