a while

listen to the pronunciation of a while
الإنجليزية - التركية
bir süre

O, bir süre orada durdu. - He stood there for a while.

Bu paketleri kısa bir süreliğine bırakmak istiyorum. - I want to leave these packages for a while.

while
sırasında

Sürüş sırasında yola odaklanman gerekir. - While you drive, you should focus on the road.

Tom yürüyüş sırasında ayak bileğini burktu. - Tom sprained his ankle while hiking.

while
iken

Tom Boston'da iken cüzdanını çaldırdı. - Tom had his wallet stolen while he was in Boston.

Diğerlerinki bir kılıç iken, bir gladyatörün seçtiği silah topuzdur. - One gladiator's weapon of choice is the mace, while the other's is a sword.

space
{i} aralık
space
{i} uzay

Geometri uzay bilimi ise, zaman bilimi nedir? - If geometry is the science of space, what is the science of time?

İnsanoğlu uzaya uçmayı başardı. - Human beings succeeded in flying into space.

while
olduğu halde
space
{i} ara

Hatlar arasında daha fazla boşluk bırakın. - Leave more space between the lines.

Uzay ve zaman arasında. - Between space and time.

while
irken
awhile
bir süre

Madonna'nın kariyerine bir süre için geri dönmeyeceğine bahse girerim. - I'll bet Madonna doesn't return to her career for awhile.

Bir süreliğine daha havalar güzel olacak. - We're going to have good weather for awhile.

while
karşın

Söylediklerini anlamama karşın, öyle yapamıyorum. - While I understand what you are saying, I cannot do accordingly.

Çoğumuz ebeveynlerimiz ve büyük ebeveynlerimizden önemli ölçüde daha varlıklı olmamıza karşın, onu yansıtan mutluluk seviyeleri değişmemiştir. - While most of us are significantly better off financially than our parents and grandparents, happiness levels haven't changed to reflect that.

while
oysa
while
aynı zamanda
while
halbuki
while
rağmen

İngilizce sevmesine rağmen, o, matematikte zayıftır. - While he likes English, he is weak in mathematics.

awhile
kısa bir süre
while
conj. iken
while
zaman

O her zaman duş alırken şarkı söyler. - He always sings while having a shower.

O,her zaman çalışmaya devam etti. - He kept on working all the while.

while
ıf.iken: prep.sırasında
while
(bağlaç) iken, olduğu halde, irken, sırasında, karşın, rağmen, oysa, halbuki
period of time
zaman periyodu
space
mahal
space
aralamak
while
-diği halde
while
-ken
while
olmakla beraber
while
süresince
while
(Bilgisayar) koşul
while
-e karşın
while
hazır

Tom okul için hazırlık yaparken, ben de kahvaltımı bitirdim. - I finished eating breakfast while Tom was getting ready for school.

Peter, Nancy bir süre içinde hazır olacaklar. - Peter, Nancy will be ready in while.

while
-e rağmen
while
esnasında

Lütfen sürüş esnasında sürücüyle konuşmayın. - Please do not talk to the driver while he's driving.

while
-mekle birlikte
awhile
kısa bir süre için
awhile
biraz

John, çok çalışıyorsun. Otur ve biraz dinlen. - John, you've been working too hard. Have a seat and rest awhile.

period of time
zaman dilimi
space
süre

Hava atomları ve molekülleri sürekli egzosferden uzaya kaçmaktadır. - Air atoms and molecules are constantly escaping to space from the exosphere.

Dr. Valeri 8 ocak 1994 ten Mart 1995 e kadar uzayda kalan bir Rus kozmonottur. Uzayda en uzun süre kalma rekorunu elinde bulunduruyor. - Dr. Valeri Polyakov, a Russian cosmonaut, was in space from January 8, 1994 to March 1995. He holds the record for the longest continuous stay in space.

space
aralıklara bölmek
space
espas
while
süre

Hava çok sıkıntılı;sanırım kısa süre içinde gök gürleyecek. - It's so muggy; I think it will thunder in a short while.

Yaşam olduğu sürece umut da olacaktır. - While there is life, there is hope.

while
gelirken

Eve gelirken onu gördüm fakat o beni görmemiş gibi davrandı. - While I was coming home I saw him, but he pretended that he hadn't seen me.

Limonlar karşılıksız bir aşk anlamına gelirken portakallar mutlu bir aşk anlamına gelir, - Oranges signify a happy love, while lemons - an unrequited one.

while
-iken
awhile
bir müddet
awhile
kısa bir zaman için
awhile
z. bir süre, bir müddet: You'll have to wait awhile. Bir süre beklemen lazım
space
(İnşaat) yer,uzay,aralık
space
aralık koymak
space
{f} aralıklı dizmek
space
{f} boşluk bırakmak
space
(Tıp) Ara, aralık, mesafe, boşluk, spatium
space
ara ver/aralıklı diz
space
{f} aralık bırakmak
space
{i} mesafe: in the space of ten miles on millik
space
(fiil) ara vermek, boşluk bırakmak, aralık bırakmak, espas koymak, aralıklı dizmek
space
atlama

Yer yokluğu yüzünden bu sorunu atlamak zorunda kaldım. - I had to leave out this problem for lack of space.

while
{i} müddet, süre: She listened to them for a while, but then she got bored. Onları bir müddet dinledi, fakat sonra sıkılmaya başladı. You've
while
while boşa geçir
while
kadar

Sadece bir süre burada dinlenelim, ayaklarım o kadar çok ağrıyor ki yürüyemiyorum. - Let's just rest here for a little while, my feet are aching so much I can't walk.

Neden yaptığımı bitirinceye kadar burada beklemiyorsun? - Why don't you wait here while I finish what I'm doing?

while
iken, -ken: While he was in Antalya, Hülya stayed with her mother. O Antalya'dayken Hülya annesinde kaldı. Every morning while running
while
bağ

Bir süredir kola bağımlısı oldum ve onu her gün içtim. - For a while, I was really addicted to cola and drank it every day.

Ayakkabılarımı bağlarken bunu tut. - Hold this while I tie my shoes.

while
bazen

Bazen yeni şeyleri denemek iyidir. - It's good to try new things once in a while.

while
kısa süre

Hava çok sıkıntılı;sanırım kısa süre içinde gök gürleyecek. - It's so muggy; I think it will thunder in a short while.

Kısa süre içinde seni aramadığım için üzgünüm. - I'm sorry I haven't called you in a while.

while
ara sıra

Tom ara sıra Boston'a gider. - Tom goes to Boston every once in a while.

Ara sıra ondan haber alırım. - I hear from him once in a while.

while
vakit

Bu gerçekten biraz vakit alacak. - It's just going to take a while.

Bir süredir gerçekten birbirimizle vakit geçirmedik. - We haven't really spent time with each other for a while.

while
be worth while zahmetine değmek
while
the while o esnada
while
between whiles zaman zaman
while
away geçirmek
الإنجليزية - الإنجليزية
period of time
space
awhile
For some time; for a short time

Sit with me awhile.

while
until

I'll wait while you've finished painting.

while
A certain duration of time, a period of time

He lectured for quite a long while.

while
although

This case, while interesting, is a bit frustrating.

while
To pass time idly
awhile
For a time
awhile
{a} for some space of time
while
{v} to loiter
while
conj. during, at the same time as; as long as; despite; if
while
{a} as long, as long as
while
{n} time, a space of time
While
whiles
While
whilst
While
whilom
awhile
Awhile means for a short time. It is more commonly spelled `a while', which is considered more correct, especially in British English. He worked awhile as a pharmacist in Cincinnati. for a short time
awhile
For a while; for some time; for a short time
awhile
for a short time
awhile
for a short time; "sit down and stay awhile"; "they settled awhile in Virginia before moving West"; "the baby was quiet for a while
awhile
for a short time; "sit down and stay awhile"; "they settled awhile in Virginia before moving West"; "the baby was quiet for a while"
while
During the time that; as long as; whilst; at the same time that; as, while I write, you sleep
while
C++ keyword used to declare an iteration statement
while
Until; till
while
{i} time; period of time; short time; few moments; effort
while
During the same time that
while
when short; a time; as, one while we thought him innocent
while
{e} until (Archaic)
while
avoid using while to mean although or whereas It means at the same time that
while
A Java(TM) programming language keyword used to declare a loop that iterates a block of statements The loop`s exit condition is specified as part of the while statement
while
{f} spend time; pass time
while
Hence, under which circumstances; in which case; though; whereas
while
a period of indeterminate length (usually short) marked by some action or condition; "he was here for a little while"; "I need to rest for a piece"; "a spell of good weather"; "a patch of bad weather"
while
That which requires time; labor; pains
while
To cause to pass away pleasantly or without irksomeness or disgust; to spend or pass; usually followed by away
while
Space of time, or continued duration, esp
a while

    التركية النطق

    ı hwayl

    النطق

    /ə ˈhwīl/ /ə ˈhwaɪl/

    فيديوهات

    ... in America, while the market is Indian. ...
    ... it will work with music stored in your phone even while you are waiting for an invitation. ...

    كلمة اليوم

    arcadian
المفضلات