a plenty of

listen to the pronunciation of a plenty of
İngilizce - Türkçe

a plenty of teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

plenty of
bol miktarda

Trene yetişmek için bol miktarda zamanın var. - You have plenty of time to catch the train.

Onun yolculuk için bol miktarda parası vardı. - He had plenty of money for his trip.

plenty of
bir dolu
plenty of
pek çok

Pek çok insana danıştık. - We consulted plenty of people.

Yeni bir baba olarak, ben ilk çocuğuma pek çok kitap verdim. - As a new father, I gave my first child plenty of books.

plenty of
bol

Bu yıl bol karımız vardı. - We have had plenty of snow this year.

Masada bol miktarda taze yumurta var. - There are plenty of fresh eggs on the table.

plenty of
yığınla
plenty of
hayli

Tom zaten hayli tehlikede. - Tom is in plenty of danger already.

Tom'un hayli seçeneği var. - Tom has plenty of options.

plenty of
çok

Acele etmeye gerek yok. Çok zamanımız var. - There's no need to hurry. We have plenty of time.

Tom'un özür dilemek için çok fırsatı vardı, ama bunu yapmadı. - Tom had plenty of chances to apologize, but he didn't.

plenty of
bolca

Tom bolca dinleniyor. - Tom gets plenty of rest.

Tom bolca tavsiye alacak. - Tom will get plenty of advice.

İngilizce - İngilizce

a plenty of teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

plenty of
a lot of -, much -
a plenty of

    Heceleme

    a plen·ty of

    Türkçe nasıl söylenir

    ı pleni ıv

    Telaffuz

    /ə ˈplenē əv/ /ə ˈplɛniː əv/

    Videolar

    ... plenty of time to respond. We are quite aware of the clock for both of you. But I want to ...
    ... And, Mr. Romney ' Governor Romney ' there'll be plenty of chances here to go on, but I ...