a factory or similar collection of buildings

listen to the pronunciation of a factory or similar collection of buildings
İngilizce - Türkçe

a factory or similar collection of buildings teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

works
(Askeri) tahkimat
works
asar
works
(Askeri) bayındırlık
works
{i} fabrika

O bir fabrikada çalışıyor. - He works in a factory.

Tom büyük bir fabrika için çalışıyor. - Tom works for a large factory.

works
{i} işler

O sadece ev işlerini çekip çevirmiyor, aynı zamanda bir okul öğretmeni olarak da çalışıyor. - Not only does she keep house, but she also works as a school teacher.

Eğitimin zorunlu karakteri çocukların içinde öğrenme arzusu geliştirmek için çeşitli şekillerde çalışmaya adanmış işlerin çokluğunda nadiren analiz edilir. - The mandatory character of schooling is rarely analyzed in the multitude of works dedicated to the study of the various ways to develop within children the desire to learn.

works
{i}

O, eniyi bu işi yapar. - He works best at this job.

Eğitimin zorunlu karakteri çocukların içinde öğrenme arzusu geliştirmek için çeşitli şekillerde çalışmaya adanmış işlerin çokluğunda nadiren analiz edilir. - The mandatory character of schooling is rarely analyzed in the multitude of works dedicated to the study of the various ways to develop within children the desire to learn.

works
(Askeri) TAHKİMAT: Bak. "fortification"
works
{i} yapı

Tom evinin yakınındaki bir spor salonunda egzersiz yapıyor. - Tom works out in a gym near his house.

Öğretmenlik yapıyor ama aslında bir vampir. - He works as a teacher, but actually he's a vampire.

works
parça/eser/iş
works
work işle/çalıştır/çalış
works
{i} imalathane
works
{i} atölye

Ben atölyede çalışıyorum. - I am working at the workshop.

Atölyesinde bir tablo yapıyor. - He's making a table in his workshop.

works
{i} yapıtlar
works
{i} tesis

O bir sıhhi tesisat şirketi için çalışıyor. - He works for a plumbing company.

Karıştırma tesisinden şantiyeye beton taşımak için doksan dakikamız var. - We have ninety minutes to carry the concrete from the mixing plant to the worksite.

works
{i} eserler

Ressam birçok güzel sanat eserleri üretir. - The painter produces many fine works of art.

Bilgisayarlar gerçekten edebi eserleri çevirebilir mi? - Can computers actually translate literary works?

works
{i} çalışmalar

Onun en son çalışmaları geçici sergide. - His latest works are on temporary display.

Bu kitap şairin en iyi çalışmalarından biridir. - This book is one of the poet's best works.

works
{i} istihkâm
İngilizce - İngilizce
works

The steel works almost fills the valley.

a factory or similar collection of buildings

    Heceleme

    a fac·to·ry or si·mi·lar col·lec·tion of buildings

    Türkçe nasıl söylenir

    ı fäktıri ır sîmılır kılekşın ıv bîldîngz

    Telaffuz

    /ə ˈfaktərē ər ˈsəmələr kəˈleksʜən əv ˈbəldəɴɢz/ /ə ˈfæktɜriː ɜr ˈsɪməlɜr kəˈlɛkʃən əv ˈbɪldɪŋz/

    Günün kelimesi

    bridewell