çekememek

listen to the pronunciation of çekememek
Türkçe - İngilizce
begrudge
to be unable to stand; to be jealous of, to envy
not to be able to pull
be unable to take
be unable to pull
be unable to tolerate
envy
not to be able to stand or put up with
to be jealous of
jealous of
be jealous of
çek
cheque

As soon as I received the cheque, I went to the bank. - Çeki alır almaz bankaya gittim.

Someone stole my wallet. I no longer have a cheque book or a credit card. - Birisi benim cüzdanımı çaldı. Artık bir çek defterim ya da bir kredi kartım yok.

çek
drafting
çek
(Kanun) bill of exchange
çek
(Otomotiv) non-return valve
çek
draught
çek
(Ticaret) check cheque
çek
shrink back
çek
pop
çek
acquittance
çek
attract

His niece is attractive and mature for her age. - Onun kız yeğeni çekici ve yaşına göre olgundur.

I find her appearance attractive. - Onun görünümünü çekici bulurum.

çek
{f} hauling
çek
roll up

Roll up your right sleeve. - Sağ elbise kolunu yukarı çek.

çek
draw away
çek
{f} haul
çek
drew

She drew the chair towards her. - O sandalyeyi ona doğru çekti.

She drew her gun and said: - Silahını çekti ve dedi :

çek
{f} shrinking
çek
suffer from

Black Americans continued to suffer from racism. - Siyah Amerikalılar, ırkçılıktan dolayı acı çekmeye devam ettiler.

It is a shameful fact that, while there are lands where people suffer from hunger, within Japan there are many households and restaurants where much food is thrown away. - İnsanların açlık çektiği yerler varken, Japonya'da birçok yiyeceğin atıldığı bir sürü meskenlerin ve restoranların olması yüz kızartıcı bir gerçektir.

çek
{f} shrunk

Tom's new shirt shrunk when he washed it and now it doesn't fit. - Tom yeni gömleğini yıkadığında çekti ve şimdi uymuyor.

My jeans have shrunk. - Kot pantolonum çekti.

çek
pull on
çek
pull

I need a tool for pulling weeds in my garden. - Benim bahçemdeki yabani otları çekmek için bir alete ihtiyacım var.

He pulled up the weed and threw it away. - O, otu çekti ve onu attı.

çek
yank

Tom yanked Mary's hair. - Tom, Mary'nin saçını çekti.

Stop yanking my hair, it hurts! - Saçımı çekmeyi durdur, acıyor!

çek
inflect

In that language, adjectives and nouns are inflected for gender. - O dilde, sıfatlar ve isimler cinsiyete göre çekilir.

çek
cheques
çek
of check
çekememe
1. Envy2. Being unable to pull3. Being unable to tolerate
beklenen ilgiyi çekememek
cut a poor figure
kahırını çekememek
to be unable to put up with the pain (someone, something) unjustly causes one
Çek
czechoslovak
Çek
Czech, of the Czechs
Çek
(a) Czech
Çek
{i} Czech

The flag of the Czech Republic is almost the same as that of the Philippines. - Çek Cumhuriyeti'nin bayrağı Filipinler'inkiyle neredeyse aynıdır.

Such languages as Russian, Polish, Czech and Bulgarian have common Slavic roots. - Rusya, Polonya, Çek ve Bulgaristan'ın ortak Slav kökleri var.

çek
cheque, check
çek
lure

Cheese often lures a mouse into a trap. - Peynir genellikle bir fareyi tuzağa çeker.

Layla lured Sami to her house. - Leyla, Sami'yi evine çekti.

çek
rollup
çek
{i} check

May I pay with a travelers' check? - Seyahat çekiyle ödeyebilir miyim?

I will pay for it by check. - Ben onu çek ile ödeyeceğim.

çek
written order from one party directing a bank to pay a specified amount of money to another party
çek
of the Czech Republic; of the former nation of Czechoslovakia
çek
pullon
çek
native or resident of the Czech Republic; resident of the former nation of Czechoslovakia; check
çek
pull#on
çek
drawaway
Türkçe - Türkçe
Kıskanarak hoş görmemek: "Belli bir şey ki, bu genç ikisinden de baskın, çekemiyorlar."- H. Taner
Katlanamamak
Kıskanarak hoş görmemek
Çekme işini yapamamak
ÇEK
(Osmanlı Dönemi) Çekoslovakya, Bohemya ahalisinden olan ve Çek'ce konuşan kavim ki, Osmanlı metinlerinde "çeh" diye geçer
Çek
Çek halkına özgü olan
Çek
Slavların batı kolundan olan bir ulus veya bu ulusun soyundan gelen kimse
çek
Bir kimsenin, bankadaki parasının dilediği kimseye ödenmesi için bankaya gönderdiği yazılı belge
çekememe
Çekememek işi veya durumu
çekememek