çözülmüş

listen to the pronunciation of çözülmüş
Türkçe - İngilizce
unfixed
unfastened
solved

The problem should be solved. - Sorunun çözülmüş olması gerekir.

These problems will be solved in the near future. - Bu problemler yakın gelecekte çözülmüş olacak.

undone
decoupled
decomposed
unsnarled
unwound
loose
unwrapped
unbent
untied

Excuse me, your laces are untied. - Affedersiniz, bağcıklarınız çözülmüş.

Wait a second. My shoe is untied. - Bir saniye bekle. Benim ayakkabımdaki bağcıklar çözülmüş.

çöz
untie

I can't untie this knot. - Bu düğümü çözemiyorum.

Your shoes are untied. - Ayakkabıların çözülmüş.

çöz
solve

He was able to solve the problem with ease. - O,kolaylıkla problemi çözebildi.

Allen was given a problem that was impossible to solve. - Allen'e çözülmesi imkânsız bir problem verilmişti.

çöz
work out

I'm trying to work out this problem. - Bu sorunu çözmeye çalışıyorum.

I'm going to work out the problem by myself. - Problemi kendi başıma çözeceğim.

çöz
desolder
çöz
{f} solved

The student has already solved all the problems. - Öğrenci tüm problemleri daha önce çözdü.

This is how I solved the problem. - Bu benim problemi nasıl çözdüğümdür.

çöz
{f} solving

He succeeded in solving the problem. - O, sorunu çözmeyi başardı.

He tried solving the problem. - Problemi çözmeyi denedi.

çöz
unravel

Today, we are going to unravel the mystery of the English subjunctive. - Bugün, İngilizce dilek kipinin gizemini çözeceğiz.

As the story advances, the mystery unravels. - Hikaye ilerledikçe gizem çözülür.

çöz
undid
çöz
{f} unbending
çöz
{f} unfastened
çöz
{f} unwrapped
çöz
{f} unbent
çöz
demodulate
çöz
disentangle
çöz
{f} untied

Tom held the knife between his teeth as he untied the knot. - Tom düğümü çözerken bıçağı dişlerinin arasında tuttu.

Tom took off his jacket and untied his bow tie. - Tom ceketini çıkardı ve papyonunu çözdü.

çöz
unwrap
çöz
puzzle out
çöz
untangle
çöz
unfasten
çöz
resolve

The office staff worked quickly and efficiently to resolve the problem. - Ofis çalışanları problemi çözmek için hızlı ve etkili çalıştılar.

It is impossible to resolve the conflict. - Bu çatışmayı çözmek imkansız.

çöz
unreel
çöz
unbend
çöz
uncoil
çöz
decrypt

I don't have a decryption program. - Bir şifre çözme programım yok.

çöz
dissolve

Sugar dissolves in hot water. - Şeker sıcak suda çözülür.

Sugar dissolves in warm coffee. - Şeker sıcak kahvede çözünür.

çöz
unpack
çöz
unlay
çöz
unriddle
çöz
unhitch
çöz
unswathe
çöz
unbound
çöz
puzzleout
çöz
unsnarl
çöz
unloose
çöz
decode

It's not going to be easy to decode. - Şifreyi çözmek kolay olmayacak.

çöz
unbind
çöz
unmortise
çöz
disentangled
çöz
decipher

Investigators are trying to decipher what happened. - Müfettişler ne olduğunu çözmeye çalışıyor.

Türkçe - Türkçe

çözülmüş teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

çöz
Bumbar, bağırsak
çöz
Bumbarın yağı
çöz
Kasaplık hayvanlardan çıkarılan iç yağı
çözülmüş