yapma

listen to the pronunciation of yapma
Türkçe - İngilizce

yapma teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

making She has a special way of making bread. - Onun ekmeği özel bir şekilde yapma tarzı var.
artificial
implement
dummy
stop it
cut it out!
sham
drop it!
doing; making; building, erection; false, artificial, bogus; affected, mannered
affected, feigned, mock
artificial, imitation, false
imitated
go on
pursuance
acquittal
postiche
(kötü bir şey) perpetration
spurious
construction
accomplishment
fulfilment
fulfillment
exercise What's your favorite way to get exercise? - Favori egzersiz yapma tarzın nedir?
execution
really?
execute
imitation
fabrication
transaction
foundation
building My family and I are going for a fun filled day at the beach. It will include swimming, gathering shells, and building sandcastles. - Ailem ve ben eğlence dolu bir gün için sahile gidiyoruz, bu, yüzme, kabuk toplama, ve kumdan kaleler yapma gibi şeyler içerecek.
(Kanun) commission
erection
processing
constitution
factitious
discharge
achievement
{i} performing
ersatz
pseudo
pinchbeck
perpetration
makıng
dont
{i} performance
fake
fulfill
false
bogus
acquittal#
made
{f} drop it
{i} show
observance
cut it out
do not! You do nothing, while I work. - Ben çalışırken, sen hiçbir şey yapma.
yapma be
Christ no
yapma bebek
pretty but cold and soulless girl or woman, marble statue, ice princess
yapma seçim
(Botanik, Bitkibilim) artificial selection
yapma uydu
artificial satellite Mankind's journey into space began in 1957 when the Soviet Union launched Sputnik, the first artificial satellite. - İnsanoğlunun uzaya yolculuğu 1957'de Sovyetler Birliği'nin ilk yapay uydu Sputnik'i fırlattığında başladı.
yapma yöntemi
how
yapma çelik h-kolon
(İnşaat) built h-column
yapma çiçek
artificial flower
yapma özgürlüğü
faculty
yapma şekli
the way
yağcılık yapma
oil
yaramazlık yapma
keep out of mischief
yayın yapma
broadcasting
yalandan yapma
simulation
yalandan yapma
pretense
yalandan yapma
pretence
yanlış vuruş yapma
(bilardo) miscue
yasa dışı satış yapma
(Ticaret) bootlegging
yağcılık yapma
soft soap
yağlıboya resim yapma
painting in oil
yağlıboya resim yapma
oil painting The famous oil painting was sold at the auction for 2 million dollars. - Ünlü yağlı boya resim açık artırmada 2 milyon dolara satıldı.
kayak yapma
skiing I'd rather be skiing. - Kayak yapmayı tercih ederim.
kanun yapma
legislation
aşı yapma
inoculation
rezervasyon yapma
booking
satırbaşı yapma
indentation
banyo yapma
bathing
beste yapma
composition
blok yapma
(Spor) stuff
bobin yapma
(Tekstil) winding
cimrilik yapma
scrimping
derz yapma
(İnşaat) pointing
elle taslak yapma
free-hand drawing
elle çizim yapma
free-hand drawing
envanter yapma
(Ticaret) stock taking
fren yapma
(Otomotiv) braking I am braking. - Ben fren yapıyorum.
freze yapma
milling
grev yapma
(Kanun) strike The strike lasted three days. - Grev üç gün sürdü.
ihracat yapma
(Ticaret) exportation
imalat yapma
(Ticaret) processing
imalat yapma
(Ticaret) manufacturing
indirim yapma
(Ticaret) reduction
ithalat yapma
(Ticaret) importation
kanun yapma
(Kanun) enactment
kanun yapma
lawmaking
kanun yapma
(Kanun) law making
kenar yapma
edging
misilleme yapma
(Ticaret) retaliation
model yapma
modelling
piknik yapma
backpacking
planlama yapma
planning Planning is important. - Planlama önemlidir.
pratik yapma
practicing "Oh my God! What kind of laugh was that?" — "Oh, nothing serious! Mine is practicing how to laugh like a witch for a play." - "Oh aman Allahım! O ne tür gülmekti?" - "Oh, ciddi bir şey değil" Mine oyun için bir cadı gibi nasıl gülüneceğini pratik yapıyor."
program yapma
(Bilgisayar) programming
satırbaşı yapma
paragraph
steps yapma
(Spor) walking
tahmin yapma
estimation
tahmin yapma
forecasting They were forecasting rain for today. - Onlar bugün için yağmur tahmin ediyorlardı.
test yapma
testing Testing begins this week. - Test bu hafta başlıyor.
numara yapma
ploy
ayrım yapma
exception
alıntı yapma
to quote
araştırma yapma
research Harun didn't do enough research. - Harun yeterli araştırma yapmadı.
ayırımcılık yapma
to discriminate
açıklama yapma
explanation Here is a brief explanation. - İşte kısa bir açıklama.
doğrulukla yapma
accuracy to
eyer yapma veya satma işi
saddle making or selling business
hata yapma
making mistakes Harun is afraid of making mistakes. - Harun hata yapmaktan korkuyor.
haşiye yazma, çıkma yapma
PostScript writing, go to
kamp yapma
camping Harun likes camping. - Harun kamp yapmayı seviyor.
kaynak yapma
Welding
kur yapma
courtship
mastır yapma
to master
müzik yapma
making music Come what may, I won't stop making music. - Ne olursa olsun, ben müzik yapmayı durmayacağım..
proje yapma
to project
resmini yapma
painting I don't like painting children. - Çocukların resmini yapmayı sevmiyorum.
rol yapma
role I'm not the least bit interested in role-playing games. - Rol yapma oyunlarıyla zerre kadar ilgilenmiyorum.
toplantı yapma
to meeting
Kıllık yapma!
Don't be difficult!, Be a sport!
acil satıh yapma
(Askeri) emergency surface
akort yapma
preparation
akrabaya ayrıcalık yapma
nepotism
alan başı yapma
field flyback
alet yapma
toolmaking
aletlerle iş yapma
instrumentation
alışveriş yapma
marketing
ameliyat yapma korkusu
(Pisikoloji, Ruhbilim) ergasiophobia
antreman için rakibi varmış gibi boks yapma
shadowboxing
aptal numarası yapma
taradiddle
aptal numarası yapma
tarradiddle
araştırma yapma hakkı
right of search
askerlik yapma
soldiering
ateşli konuşma yapma
tub-thumping
ayar yapma
tunning
ayrıcalık yapma
discrimination
yapma
netting
aşı yapma
vaccination
balans ayarı yapma
equalization
bana bunu yapma
(deyim) don't give me that
baskı yapma
press-gang
birkaç kişilik işi tek başına yapma
oneman show
büyük aptes yapma
defecation
dantel yapma
lacework
dedikodu yapma
jawing
demet yapma
sheaving
demet yapma
sheafing
deney yapma
experimentation
deney yapma
experimentalize
değişiklik yapma
emendation
değişiklik yapma
shake up
din bezirganlığı yapma
sanctimoniousness
din propagandası yapma
proselytism
diş diş yapma
indent
diş yapma
indentation
doping yapma
doping EPO can be used as a blood doping agent. - Eritropoietin kan doping ajanı olarak da kullanılabilir.
doğum yapma
giving birth
duble yapma
doubling
döviz işlemleri yapma yetkisi almış kişi veya kurumlar
(Hukuk) authorized dealers in foreign exchange
dürüst iş yapma
(Politika, Siyaset) fair dealing
düzeltme yapma
revision
ekleme yapma
interpolation
elle perçin yapma
hand riveting
envanter yapma
stocktaking
erken ateşleme yapma
(motor) back fire
eser hırsızlığı yapma
plagiarizing
eser hırsızlığı yapma
plagiarising
evden eve satış yapma
(Ticaret) house to house
evden eve satış yapma
(Ticaret) door-to-door
evden hırsızlık yapma
(Kanun) house breaking
farklı yapma
dissimilation
fotoğrafla klişe yapma
photogravure
fotoğrafla klişe yapma
gravure
fresk yapma
(Sanat) frescoing
friksiyon yapma
rub
görevinden fazlasını yapma
supererogation
gözcülük yapma
lookout
hasta rolü yapma
(Pisikoloji, Ruhbilim) malingering
hazırlık yapma
preparation The preparation starts tomorrow - Hazırlık yarın başlar
hile yapma
(Kanun) using fraud
hile yapma
skunking
hile yapma durumu
manipulativeness
hocanın dediğini yap/söylediğini dinle, yaptığını yapma
(Atasözü) Do as the hodja says, not as he does
hız yapma
speeding Harun got a speeding ticket. - Harun'un bir hız yapma cezası var.
idari kanun yapma
administrative rule making
ikram servisi yapma
catering
Türkçe - Türkçe

yapma teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Yapmak işi
İçten olmayan, içten gelmeyerek yapılan, yapmacık
Tezeğin kalıplanıp kurutularak yakacak haline getirilmesi
Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, sun'î
Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, suni: "Eliyle bahçenin dökme taştan yapma mağaralarından birini göstererek..."- Y. K. Karaosmanoğlu. İçten olmayan, içten gelmeyerek yapılan, yapmacık: "Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi."- H. Taner
(Hukuk) İRAS ETME
yapma dil
Sun'î dil
yapma gübre
Sun'î gübre
yapma uydu
Herhangi bir gezegenin çevresindeki bir yörüngeye yer yüzünden fırlatarak yerleştirilmiş insan yapısı nesne, sunî peyk
yapma çiçek
Görünümü çiçeği andıran ve yumuşak maddelerle yapılan süs eşyası
yerden yapma
Çok kısa boylu
yapma