yıldızlı

listen to the pronunciation of yıldızlı
Türkçe - İngilizce
starlit
stelliferous
astral
starry, starlit
ornamented with stars, starred: iki yıldızlı bir general a two-star general
starred
starry

Tom looked up at the starry sky. - Tom yıldızlı gökyüzüne baktı.

Make a wish on a starry night. - Yıldızlı gecede bir dilek tut.

yıldız
star

There were several stars to be seen in the sky. - Gökyüzünde görülen çok sayıda yıldızlar vardı.

Spain has won the 2010 FIFA World Cup and the national team logo gains the first star. - İspanya, 2010 FIFA Dünya Kupası'nın galibi oldu ve millî takım logosu ilk yıldızını kazandı.

yıldızlı mersin
(Hayvan Bilim, Zooloji) acipenser stellatus
yıldızlı vatoz
(Denizbilim) starry ray
yıldızlı bir şekilde
astrally
yıldız
ace
yıldız
etoile
yıldız
(Botanik, Bitkibilim) aster

Clyde Tombaugh also discovered several star clusters, a comet and more than a hundred asteroids. - Clyde Tombaugh ayrıca farklı yıldız kümeleri, bir kuyruklu yıldız ve yüzden fazla asteroid keşfetti.

They don't know how to use an asterisk. - Onlar bir yıldız işaretinin nasıl kullanılacağını bilmiyorlar.

yıldız
sidero-
yıldız
(Botanik, Bitkibilim) dahlia variabilis
yıldız
(Botanik, Bitkibilim) dahlia
yıldız
(Bilgisayar) asterisk

They don't know how to use an asterisk. - Onlar bir yıldız işaretinin nasıl kullanılacağını bilmiyorlar.

The footnotes are marked with an asterisk. - Dipnotlar yıldız işareti ile işaretlenmiştir.

yıldız
(Askeri) north

The North Star is very easy to find. - Kuzey yıldızını bulmak çok kolaydır.

Look, it's the North Star. - Bak, o, Kuzey Yıldızı.

5 yıldızlı otel
5-star hotel
5 yıldızlı otel
five-star hotel
yıldız
aster, celestial body
yıldız
celestial body

Tom doesn't know what a star is and what a celestial body is. - Tom, bir yıldızın ne olduğunu ve bir gök cisminin ne olduğunu bilmiyor.

dört yıldızlı
four star
yıldız
planetary
yıldız
{s} astral
yıldız
{s} sidereal
yıldız
(Denizcilik) north wind
yıldız
(one's) star, (one's) fortune
yıldız
asterisk, star (reference mark)
yıldız
(Denizcilik) north
yıldız
star; asterisk; ace; astral, sidereal, stellar
yıldız
star performer, star
yıldız
sidero
Türkçe - Türkçe
Üzerinde yıldız bulunan: "Bayrağı, şekli kanunda belirtilen beyaz ay yıldızlı bayraktır."- Anayasa
Bulutsuz, duru, açık: "Bir yaz gecesi, bir cumartesi akşamı, bir sayfiye yeri, ılık mi ılık, yıldızlı mi yıldızlı, durgun mu durgun."- S. F. Abasıyanık
Bulutsuz, duru, açık
Üzerinde yıldız bulunan
YILDIZLI
Üzerinde yıldız bulunan: "Bayrağı, şekli kanunda belirtilen beyaz ay yıldızlı bayraktır."- Anayasa
YILDIZLI
Bulutsuz, duru, açık: "Bir yaz gecesi, bir cumartesi akşamı, bir sayfiye yeri, ılık mı ılık, yıldızlı mı yıldızlı, durgun mu durgun."- S. F. Abasıyanık
Yıldız
(Osmanlı Dönemi) BÜRC
Yıldız
(Osmanlı Dönemi) CİRM
Yıldız
kevkep
Yıldız
(Osmanlı Dönemi) AHTER
Yıldız
sitare
Yıldız
(Osmanlı Dönemi) KEVKEB
Yıldız
KUZEY
yıldız
Gökyüzünde görülen ışıklı gök cisimlerinden her biri
yıldız
Kuzeyden esen rüzgar
yıldız
Kuzey yönü
yıldız
Baht, şans, talih
yıldız
Bir noktadan çevreye doğru çekilmiş birçok kısa çizgiden veya üçgenden oluşan şekil
yıldız
Güneş ve ay dışında gökyüzünde görülen ışıklı gök cisimlerinden her biri: "Baktık geceden fecre kadar ellerde / Yıldızlara yükselen kadehler gördük."- Y. K. Beyatlı
yıldız
Sinema ve müzikhol sanatçısı, star: "Bir keresinde de bir yerli opera yıldızımız gelmişti."- H. Taner
yıldız
Sinema ve müzikhol sanatçısı, star
yıldız
Yıldız biçiminde olan
yıldız
Karagöz, Matiz ve Külhanbeyi tiplerince mum ya da ışık anlamında kullanılan sözcük
yıldız
Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse: "Cebirde, geometride, fizikte sınıfımızın yıldızı idim."- Y. Z. Ortaç
yıldız
Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse
yıldızlı