used to offer encouragement or sympathy

listen to the pronunciation of used to offer encouragement or sympathy
İngilizce - Türkçe

used to offer encouragement or sympathy teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

there
oraya

Yumi oraya kendi gitti. - Yumi went there by herself.

Oraya gitmeye çok hevesli. - He is very eager to go there.

there
orada

Onlar orada garip bir hayvan gördü. - They saw a strange animal there.

O, kahvaltısını sık sık orada yer. - He often eats breakfast there.

there
şurada

Şurada kitap okuyan adam benim babam. - The man reading a book over there is my father.

Şurada gazete okuyan adam benim dayım. - The man reading a paper over there is my uncle.

there
There is still time
there
o yer

O yerde birçok insan kalıntısı vardı. - There were a lot of human remains in that place.

there
ünlem orada
there
var

Duvarda bir saat var. - There is a clock on the wall.

İnternette Tatar dilinde çok az site vardır. - There are few sites in the Tatar language on the Internet.

there
İşte ...: There
there
o konuda

O konuda hiç şüphe yok. - There's no mistaking about that.

O konuda Tom'un yapabileceği hiçbir şey yok. - There's nothing that Tom can do about that.

there
ünlem İşte Alsana Gördün mü? Bu kelime be fiilinden önce gelince varlık belirtir ve özne fiilden sonra gelir
there
oradaki

Oradaki o ev Tom'un yaşadığı yerdir. - That house over there is where Tom lives.

Oradaki erkek çocuk Tom'un erkek kardeşi olmalı. - That boy over there will be Tom's brother.

there
işte!

Bu işte bir bit yeniği var. - There's something fishy going on.

Her işte bir hayır vardır! - There is a silver lining to every dark cloud!

there
oralarda

Hemen sahilin oralarda beğeneceğini düşündüğüm gerçekten iyi bir lokanta var. - There is a really good restaurant just off the beach that I think you'd enjoy.

Yarın Kaşgar'a ya da oralarda bir yere varabilirim. - I might arrive in Kashgar or somewhere thereabouts tomorrow.

there
{ü} gördün mü

Bunu bana yanıtla. Onu orada gördün mü? - Answer me this. Did you see her there?

Oh, buyur bakalım. Gördün mü? Tam olacağını söylediğim gibi oldu. Şimdi git ambulans çağır. - Oh, there you go. See? It happened exactly like I said it would. Now go call the ambulance.

there
orayı

Orayı seveceğini düşünüyorum. - I think you'd like it there.

Lütfen bugün orayı ziyaret et. - Please visit there today.

İngilizce - İngilizce
there

There, there! Everything is going to turn out all right.

used to offer encouragement or sympathy

    Heceleme

    used to of·fer en·cour·age·ment or sym·pa·thy

    Türkçe nasıl söylenir

    yuzd tı ôfır enkırîcmınt ır sîmpıthi

    Telaffuz

    /ˈyo͞ozd tə ˈôfər enˈkərəʤmənt ər ˈsəmpəᴛʜē/ /ˈjuːzd tə ˈɔːfɜr ɛnˈkɜrɪʤmənt ɜr ˈsɪmpəθiː/

    Günün kelimesi

    nidorosity