to belittle

listen to the pronunciation of to belittle
İngilizce - Türkçe
dürbünün tersiyle bakmak
küçümsemek

O sizi küçümsemek için her fırsatı kullanır. - He takes every opportunity to belittle you.

küçük görmek
alçaltmak
kötümsemek
beğenmemek
küçült
depreciate
küçümsemek
depreciate
hor görmek
depreciate
(pul/vb.) değer kaybetmek
depreciate
değeri düş
depreciate
{f} fiyatını kırmak, değerini düşürmek
belittle
küçültmek
belittle
aşağılamak
belittle
küçümse

O sizi küçümsemek için her fırsatı kullanır. - He takes every opportunity to belittle you.

Onun önerilerini küçümseme. - Do not belittle his suggestions.

depreciate
{f} ucuzlatmak; amortize etmek
depreciate
{f} ucuzlatmak
depreciate
{f} küçük düşürmek
depreciate
{f} değerini düşürmek
depreciate
{f} değeri düşmek
İngilizce - İngilizce
depreciate
to disparage
{f} disparage; depreciate; scorn, criticize; belittle, minimize, deny the significance of
to knowingly say that something is smaller or less important than it actually is
To make little or less in a moral sense; to speak of in a depreciatory or contemptuous way
express a negative opinion of; "She disparaged her student's efforts"
If you belittle someone or something, you say or imply that they are unimportant or not very good. We mustn't belittle her outstanding achievement = downplay. to make someone or something seem small or unimportant
lessen the authority, dignity, or reputation of; "don't belittle your colleagues"
belittle; "Don't belittle his influence"
to belittle