I was out of town on vacation.
- Tatilde kasabanın dışındaydım.
Where are you going on vacation?
- Tatilde nereye gidiyorsun?
She was taken ill on holiday.
- O, tatilde hasta oldu.
She can't be away on holiday.
- O uzakta tatilde olamaz.
School will soon break up for the summer vacation.
- Okul yakında yaz tatili için tatile girecek.
How much money was saved in preparation for the summer vacation?
- Yaz tatiline hazırlık için ne kadar para biriktirildi?
He availed himself of the 'off-and-on' holidays to visit his native country.
- Doğduğu ülkeyi ziyaret etmek için ara sıra tatillerden faydalandı.
We camped there over the holiday.
- Tatil boyunca orada kamp yaptık.
Everyone has the right to rest and leisure, including reasonable limitation of working hours and periodic holidays with pay.
- Her şahsın dinlenmeye, eğlenmeye, bilhassa çalışma müddetinin makul surette sınırlandırılmasına ve muayyen devrelerde ücretli tatillere hakkı vardır.
During my last spring vacation I took a job in a restaurant to help pay the costs of my trip abroad.
- Son bahar tatilim sırasında yurt dışındaki gezi masraflarımı ödemek için bir restoranda iş buldum.
Everyone has the right to rest and leisure, including reasonable limitation of working hours and periodic holidays with pay.
- Her şahsın dinlenmeye, eğlenmeye, bilhassa çalışma müddetinin makul surette sınırlandırılmasına ve muayyen devrelerde ücretli tatillere hakkı vardır.
Tom's family vacations in the mountains every summer.
- Tom'un ailesi her yaz dağlarda tatil yapar.
I've had better vacations.
- Daha iyi tatiller geçirdim.
How much money was saved in preparation for the summer vacation?
- Yaz tatiline hazırlık için ne kadar para biriktirildi?
School will soon break up for the summer vacation.
- Okul yakında yaz tatili için tatile girecek.
The students are having a recess now.
- Öğrenciler şimdi bir tatile giriyorlar.
He is lively during recess.
- O, tatil sırasında canlı.
This is the perfect place for those who seek a quiet vacation.
- Bu, sessiz bir tatil arayanlar için mükemmel bir yer.
I anticipated a quiet vacation in the mountains.
- Ben, dağlarda sessiz bir tatil umuyordum.