verkaufsangestellter

listen to the pronunciation of verkaufsangestellter
Английский Язык - Турецкий язык

Определение verkaufsangestellter в Английский Язык Турецкий язык словарь

assistant
{i} muavin
assistant
asistan

Biz onu bir asistan olarak onu işe aldık. - We employed her as an assistant.

Tom Mary'yi onun asistanı olarak çalışması için atadı. - Tom appointed Mary to act as his assistant.

clerk
{i} tezgâhtar

Mağazanın müşterilere bakması için daha fazla tezgahtara ihtiyacı var. - The store needs more clerks to wait on customers.

Süpermarkette bir tezgahtardır. - She is a clerk in the supermarket.

assistant
yardımcı

Tom'un yeni yardımcısıyım. - I'm Tom's new assistant.

Yardımcısı ayakkabılarını parlattı. - His assistant polished his shoes.

clerk
{i} sekreter

Şimdilik, büyük bir mağazada sekreterlik yapıyor. - For the time being, she is clerking in a department store.

clerk
clerk of the court zabıt katibi
clerk
rahip/satıcı/yazman
clerk
{f} kâtiplik yapmak
clerk
{i} resepsiyonist
clerk
{i} şef [brit.]
clerk
{f} tezgâhtarlık yapmak
assistant
yardımcı eleman
clerk
büro elamanı
assistant
(sıfat) yardımcı
assistant
{i} tezgâhtar

Yaşlı insanlar tezgâhtar tarafından kandırıldı. - Old people were tricked by the shop assistant.

Tom bir tezgahtar olarak çalışıyor. - Tom works as a shop assistant.

clerk
(fiil) yazmanlık yapmak, kâtiplik yapmak, tezgâhtarlık yapmak
Немецкий Язык - Английский Язык
sales clerk
counter-jumper
shop assistant
inside salesman
shop boy
assistant
shop girl
clerk
shopman
sales assistant