Today's Beijing has given me a very deep impression and aroused my curiosity.
- Bugünün Pekin'i bende çok derin bir etki bıraktı ve merakımı uyandırdı.
His story aroused my suspicion.
- Onun hikayesi benim şüphemi uyandırdı.
She was afraid of waking the baby.
- Bebeği uyandırmaya korkuyordu.
I walked softly for fear of waking the baby.
- Bebeği uyandırmaktan korktuğum için yavaşça yürüdüm.
I was woken up by the sound of thunder this morning.
- Bu sabah gök gürültüsü ile uyandım.
I was woken up suddenly at dawn.
- Şafakta aniden uyandırıldım.
When I woke up, all other passengers had gotten off.
- Ben uyandığımda, diğer tüm yolcular inmişti.
When I woke up, I was sad.
- Uyandığımda üzgündüm.
Although the alarm rang I failed to wake up.
- Alarm çalmasına rağmen uyanamadım.
The alarm clock wakes me at seven.
- Çalar saat beni 7:00 de uyandırır.
The police found a truck matching that description.
- Polis bu tanıma uyan bir kamyon buldu.