Su yüzmek için yeterince sıcak.
- Das Wasser ist warm genug zum Schwimmen.
Dün Tom bana yüzmeyi bilmediğini söyledi.
- Gestern hat Tom mir erzählt, dass er nicht schwimmen kann.
Yüzmeyi çabucak öğrendim.
- Schwimmen habe ich schnell gelernt.
O, yüzmekten korkuyor.
- He is afraid of swimming.
O yüzmek için denize gitti.
- He went to sea to swim.
Tom ve Mary bankta oturdular, insanların yüzüşünü izlediler.
- Tom and Mary sat on the bench, watching people swim.
O, çocukların havuzda yüzüşünü izledi.
- She watched the children swimming in the pool.
John yüzme kulübündedir.
- John is in the swimming club.
Nasıl yüzeceğimi bilmiyorum.
- I don't know how to swim.
The old man attempted to swim five kilometers.
- Der alte Mann versuchte, 5 Kilometer zu schwimmen.
He went to sea to swim.
- Er ist ans Meer gegangen, um zu schwimmen.