Çağımıza geri dönmek için ne yapmalıyız?
- In order to return to our era, what should we do?
Çocuğun planı, tıp öğrenimi yapmak ve bir doktor olarak Saint Croix'a dönmekti.
- The boy's plan was to study medicine and return to Saint Croix as a doctor.
Okumayı ve hayatta başarılı olmayı tercih ettiğim için eve geri dönmek istiyorum.
- I want to return home, as I prefer to study and to succeed in life.
Onun tek isteği, geri dönmek ve tek kızını son bir kez görmekti.
- Her one wish was to return and see her only daughter one last time.
Kitabı bugün kütüphaneye iade etmek zorundayım.
- I have to return this book to the library today.
Bunu iade etmek istiyorum.
- I'd like to return this.
O, yıllar önce ondan kitabı ödünç aldı ve onu henüz iade etmedi.
- She borrowed the book from him many years ago and hasn't yet returned it.
Bir araba iade etmek istiyorum.
- I'd like to return a car.
Bir kişi bir şeyi ödünç alırken bir melek yüzüne sahip olur fakat onu geri getirirken şeytan yüzüne sahip olur.
- A person will have the face of an angel when borrowing something, but the face of the devil when returning it.
Tom kaybettiği köpeğinin getirilmesi için bir ödül önerdi.
- Tom offered a reward for the return of his lost dog.
Köpek her gün sahibinin dönüşünü bekledi.
- The dog waited day after day for its master's return.
Zürih'ten Boston'a uçmak sekiz saat sürer, ancak dönüş için sadece altı.
- It takes eight hours to fly from Zurich to Boston, but only six for the return trip.
Dave asla tekrar okula geri dönmedi.
- Dave never returned to school again.
1900 yılında İngiltere'den ayrıldı, asla geri dönmedi.
- In 1900 he left England, never to return.
Daha genç günlerimize geri dönüş yoktur.
- There is no returning to our younger days.
Şili senin geri dönüşünü bekliyor!
- Chile is waiting for your return!
Tom yaptığı bütün iş karşılığında ne alıyor?
- What does Tom get in return for all the work he's done?
Çalışmalarınızda size yardım karşılığında, ben sizden küçük bir iyilik rica ediyorum.
- In return for helping you with your studies, I'd like to ask a small favor of you.
O onun aşkını geri çevirmedi.
- He did not return her love.
Osaka'ya bir gidiş dönüş biletim var.
- I have a return ticket to Osaka.
Tokyo'ya bir gidiş dönüş biletim var.
- I have a return ticket to Tokyo.
Dün yeşil bir kanepe aldım, ama kapıdan sığdıramadım, bu yüzden geri iade etmek zorunda kaldım.
- I bought a green couch yesterday, but I couldn't fit it through the door, so I had to return it.
O dönene kadar burada beklerim.
- I'll wait here until he returns.
Sen dönene kadar burada olacağım.
- I will be here until you return.
Hemen gemiye geri dön.
- Return to the ship at once.
Parayı hemen ona iade etmemi istedi.
- He asked me to return the money to him immediately.
O çağrılarımı yanıtlamadı.
- She didn't return my calls.
Su her şeyin anasıdır; her şey sudan gelir, ve suya döner.
- Water is the principle of all things; all comes from water, and to water all returns.
Ne zaman geri döneceksin?
- When will you return?
O, Japonya'ya geri döndü.
- He returned to Japan.
Tom yıllardır vergi beyannamesi vermemiş.
- Tom hasn't filed a tax return in years.
Ne zaman arabayı geri vermek zorundayım?
- When do I have to return the car?
Tom karşılık olarak ne bekliyor?
- What does Tom expect in return?
Tom karşılık olarak bir şey istedi.
- Tom wanted something in return.
Ne zaman arabayı geri vermek zorundayım?
- When do I have to return the car?
Ödünç al ve geri ver, sonra tekrar ödünç alabilirsin.Ödünç al ve geri verme ve sonra ödünç alma zorlaşır.
- Borrow and return, then you can borrow again. Borrow and don't return, and then the borrowing gets difficult.
Semptomlar geri gelmedi.
- The symptoms haven't returned.
Tom ödünç aldığı kitabı getirmek için geldi.
- Tom came to return a book he'd borrowed.
Osaka'ya bir gidiş dönüş biletim var.
- I have a return ticket to Osaka.
Tokyo'ya bir gidiş dönüş biletim var.
- I have a return ticket to Tokyo.
Başkan Washington'a dönmek zorunda kaldı.
- The president was forced to return to Washington.
O Texas'a dönmek için Meksika başkentinden ayrıldı.
- He left the Mexican capital to return to Texas.
İşe geri dönmek istiyorum.
- I want to return to work.
Çağımıza geri dönmek için ne yapmalıyız?
- In order to return to our era, what should we do?
Japonya'ya geri dönüş biletin var mı?
- Do you have a return ticket to Japan?
Dönüş bileti aldın mı?
- Did you buy a return ticket?
Onun öpücüğünü döndürdü.
- She returned his kiss.
Yaşam yolunda dönüş yoktur.
- There is no returning on the road of life.
Daha genç günlerimize geri dönüş yoktur.
- There is no returning to our younger days.
Kitabı kütüphaneye iade ettiğimi hatırlıyorum.
- I remember returning the book to the library.
Geri dönen askerler savaştaki cesaretleri nedeniyle övüldüler.
- The returning soldiers were commended for their bravery in battle.
Seçim sonuçları beklediğimizdi.
- Election returns were what we had expected.
Su her şeyin anasıdır; her şey sudan gelir, ve suya döner.
- Water is the principle of all things; all comes from water, and to water all returns.
Uzun bir yokluktan sonra eve geri döndü.
- After a long absence, she returned home.
O, Japonya'ya geri döndü.
- He returned to Japan.
O bu şehre geri dönüyor.
- He is returning to this city.
Ulusal Eğitim Bilgi Merkezi Mesleği bırakan öğretmenler geri döndüklerinden dolayı tahmin edilen bir öğretmen açığının sonuç vermeyeceğini söylüyor.
- The National Center for Education Information says a predicted teacher shortage won't pan out because teachers who left the profession are returning.
Köyüne dönmek istedim.
- I wanted to return to your village.
Başkan Washington'a dönmek zorunda kaldı.
- The president was forced to return to Washington.
This function returns the number of files in the directory.
Whan Kyng Marke harde hym sey that worde, he returned his horse and abode by hym.
The player couldn't return the serve because it was so fast.
Hand in your return by the end of the tax year.
If one players plays a trump, the others must return a trump.
Do you want a one-way or return?.
It yielded a return of 5%.
Although the birds fly north for the summer, they return here in winter.
I suppose here is none woll be glad to returne – and as for me,’ seyde Sir Cador, ‘I had lever dye this day that onys to turne my bak.’.
You should return the library book within one month.
I expect the house to be spotless upon my return..
If the goods don't work, you can return them.
Last year there were 250 returns of this product, less than the 500 the previous year.
To return to my story.
The band returned to form in 2002 with a new, catchy number-one song.
This album marks a return to form for the band which has not had a successful hit since 1995.
... return to being better educated is far greater than it was even a generation ago. Look ...
... from PayPal with no expectation of return. ...