meşgulken

listen to the pronunciation of meşgulken
Турецкий язык - Английский Язык
while busy
meşgul
engaged

He is engaged in medical research. - Tıbbi araştırmayla meşgul.

Are you engaged for tomorrow? - Yarın sabah meşgul müsün?

meşgul
{s} occupied

The house is not occupied now. - Şu anda ev meşgul değildir.

The villagers are occupied mainly with fishing. - Köylüler özellikle balıkçılık ile meşguldürler.

meşgul
{s} busy

My mother is busy preparing supper. - Annem, akşam yemeğini pişirmekle meşgul.

She is as busy as a bee. - O bir arı kadar meşguldür.

meşgul
busy, engaged (telephone line); (place) which is occupied or in use
meşgul
concerned
meşgul
intent

He was so intent on money-making that he had no time to think of anything else. - Para kazanmayla o kadar meşguldü ki başka bir şey düşünecek vakti yoktu

meşgul
busier

Tom isn't any busier than anybody else. - Tom başka birinden daha meşgul değildir.

I have been busier than the two boys. - İki erkek çocuktan daha meşgulüm.

meşgul
pushed
meşgul
full

Her hands are full taking care of the baby. - Onun elleri bebekle ilgilenmekle meşgul.

meşgul
busy (with); preoccupied (with); concerned (with)
meşgul
busy, engaged
meşgul
engrossed
meşgul
up and doing
meşgul
attend

I'm so busy I can't attend the party. - O kadar meşgulüm ki partiye katılamam.

I have other matters to attend to. - Meşgul olacak başka meselelerim var.

meşgul
conference
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение meşgulken в Турецкий язык Турецкий язык словарь

MEŞGUL
(Osmanlı Dönemi) Doldurulmuş, tutulmuş, işgal olunmu
MEŞGUL
(Osmanlı Dönemi) Dalgın
MEŞGUL
(Osmanlı Dönemi) (Şugl. den) Bir işle uğraşan
meşgul
Bir işle uğraşan, iş görmekte olan: "Belediye doktoru, kışın kimya tecrübeleri ile meşguldü."- S. F. Abasıyanık. Çalışır, kullanılır durumda olan, dolu
meşgul
Çalışır, kullanılır durumda olan, dolu
meşgul
Bir işle uğraşan, iş görmekte olan
meşgulken
Избранное