Bu bronz heykel pasla kaplıdır.
- This bronze statue is coated with patina.
Duvar boya ile kaplıydı.
- The wall was coated with paint.
Uçak toz ile kaplanmıştı.
- The plane was coated with dust.
Ben içeri girdiğimde onlar çıplaktılar.
- They were undressed when I came in.
Birçok Beyaz Rusyalı onların başkanları onların soyunmalarını ve çalışmalarını istedikten sonra işe çıplak geldi.
- Many Belarusians came to work naked after their president asked them to get undressed and work.
Uçak toz ile kaplanmıştı.
- The plane was coated with dust.
Makine tozla kaplandı.
- The machine was coated with dust.