hervorgerufen

listen to the pronunciation of hervorgerufen
Немецкий Язык - Турецкий язык
mütevellit
Английский Язык - Турецкий язык

Определение hervorgerufen в Английский Язык Турецкий язык словарь

excited
{s} heyecanlı

Bir şey yiyemeyecek kadar çok heyecanlıyım. - I'm too excited to eat anything.

Heyecanlı kızlar hoş görünebilir. - Excited girls look pretty sometimes.

elicited
sağlanmış (bilgi, cevap)
elicited
aydınlığa çıkartılmış
engendered
doğmuş
evoked
uyandırılmış
excited
{s} telaşlı
excited
{f} heyecanlandır

Zafer bizi heyecanlandırdı. - The victory excited us.

Kanın görünüşü onu heyecanlandırdı. - The sight of blood made her excited.

excited
{s} coşkulu

Stadyumda bir sürü coşkulu taraftar vardı. - There were a lot of excited fans in the stadium.

excited
(Tıp) Tahrik edilmiş, uyartılmış
excited
{s} hararetli
excited
{f} uyar
excited
{s} uyarılmış
excited
{f} heyecanlandır: adj.heyecanlı
excited
uyarık
excited
{s} heyecanlanmış

Sen çok heyecanlanmış olmalısın. - You must be very excited.

Tom bir şeyden heyecanlanmıştı. - Tom was excited about something.

excited
eksite
excited
{f} uyar: adj.uyarılmış
excited
(Fizik) ikaz edilmiş