Tom nazikçe Mary'yi dürttü.
- Tom gently nudged Mary.
Tom Mary'yi nazikçe öptü.
- Tom kissed Mary gently.
Eğlence parkında kendi kendine ağlayan bir erkek çocuk buldu, ve onunla kibarca konuştu. Hey, evlat, Sorun nedir? Kayboldun mu? Seni kayıp çocuklar bölümüne götürmemi ister misin?
- In the amusement park Mary found a boy on his own weeping, and spoke to him gently. Hey, sonny, what is it? Are you lost? Would you like me to take you to the Lost Children Department?
Tom Mary'nin kolunu kibarca sıktı.
- Tom squeezed Mary's arm gently.
Tom kapıyı yavaşça ama sıkı bir biçimde kapattı.
- Tom shut the door gently but firmly.
Tom kapıyı yavaşça kapattı.
- Tom gently closed the door.
Rüzgar ağaçlara usulca dokundu.
- The wind gently kissed the trees.
Rüzgar ağaçlara usulca dokundu.
- The wind gently kissed the trees.
O, çocuğu yumuşak bir biçimde yere yatırdı.
- She laid the child down gently.
Ken ile gidiyorum. O, serin, nazik ve akıllı. Dahası, o bekar!
- I'm going with Ken. He is cool, gentle and smart. What's more, he is single!
O, çocuklara karşı naziktir.
- She is gentle with children.
Mary bebek kız kardeşine karşı çok kibardır.
- Mary is very gentle with her baby sister.
Basset tazıları kibar köpeklerdir.
- Basset hounds are gentle dogs.
Tom sevgi dolu ve şefkatli bir beyefendi.
- Tom is a loving and caring gentleman.
Yaşlandıkça, daha hoşgörülü oldu.
- As he grew older, he became gentler.
O, kapıyı hafifçe itti.
- She gave the door a gentle push.
Tom, Mary'yi yavaşça itti.
- Tom gave Mary a gentle push.
Onun sesi yumuşak ve kibardı.
- His voice was soft and gentle.
Yumuşak bir rüzgar esiyor.
- A gentle wind is blowing.
... ROW ROW ROW YOUR BOAT GENTLY DOWN THE STREAM ...
... Just gently and beautifully enhanced. ...