Tom thought Mary seemed to be gaining weight.
- Tom Mary'nin kilo alıyor gibi göründüğünü düşündü.
I got together with her mainly because we seemed to share the same feelings about things.
- Daha çok şeyler hakkında aynı hisleri paylaşıyor gibi göründüğümüzden onunla anlaşmaya vardım.
A girl appeared before me.
- Benim önümde bir kız göründü.
The grey man appeared in the doorway.
- Gri adam kapıda göründü.
The girl appeared sick.
- Kız hasta görünüyordu.
I find her appearance attractive.
- Onun görünümünü çekici bulurum.
It seems interesting to me.
- O bana ilginç görünüyor.
Your suggestion seems reasonable.
- Önerin mantıklı görünüyor.
Seemingly impossible things sometimes happen.
- Görünüşte imkansız şeyler bazen olur.
The world is a place of seemingly infinite complexity.
- Dünya görünüşte sonsuz karmaşanın olduğu bir yer.
Tom and Mary seem to be in some kind of trouble.
- Tom ve Mary'nin bir çeşit sorunları var gibi görünüyor.
Writers such as novelists and poets don't seem to benefit much from the advance of science.
- Romancılar ve şairler gibi yazarlar bilimin avantajından çok fazla yararlanıyor gibi görünmüyorlar.