Sanırım o kesinlikle yapacağım şeydir.
- I think that's exactly what I'd do.
Bu Tom'un kesinlikle korktuğu şey.
- That's exactly what Tom was afraid of.
Henüz kesin olarak bilmiyorum.
- I don't know exactly yet.
Ne zaman olduğunu kesin olarak biliyorum.
- I know exactly when that happened.
Tamı tamına bu ne anlama geliyor?
- Exactly what does that mean?
Tam olarak ne yapıyorsun?
- What exactly are you doing?
Bir gün pilot olma fikrinin hayatımda tam olarak ne zaman oluştuğunu söyleyemem.
- I couldn't say when exactly in my life it occurred to me that I would be a pilot someday.
Yapmakta olduğum aynen budur.
- That's exactly what I was doing.
Senin yaptığını aynen yapardım.
- I would've done exactly what you did.
Bu tamamen olmasını beklediğim şey.
- That's exactly what I expected to happen.
Sen ve Tom tamamen aynısınız.
- You and Tom are exactly the same.
Bir gün pilot olma fikrinin hayatımda tam olarak ne zaman oluştuğunu söyleyemem.
- I couldn't say when exactly in my life it occurred to me that I would be a pilot someday.
Uçak tam olarak dokuzda vardı.
- The plane arrived exactly at nine.
Bu tam olarak doğru değil.
- That isn't exactly right.
O tam olarak doğru değil.
- That's not exactly true.
Sen ve Tom tamamen aynısınız.
- You and Tom are exactly the same.
Tamamen haklısın, Tom.
- You're exactly right, Tom.
... 33 million square miles, ...
... a perfect ellipse. It's moving in an inverse square force field. I've been tracking it ...