belirsizlikler

listen to the pronunciation of belirsizlikler
Турецкий язык - Английский Язык

Определение belirsizlikler в Турецкий язык Английский Язык словарь

belirsizlik
uncertainty

The uncertainty about the weather has had a definite effect upon the Englishman's character. - Hava hakkındaki belirsizlik İngilizlerin karakterlerinde belirli bir etkiye sahiptir.

Last year was a period of economic uncertainty. - Geçen yıl bir ekonomik belirsizlik dönemiydi.

belirsiz
indefinite

She was sent to a psychiatric hospital for an indefinite period of time. - O belirsiz bir süre için bir akıl hastanesine gönderildi.

In Esperanto there is no indefinite and only one definite article. - Esperantoda belirsiz artikel yoktur ve sadece bir tane belirli artikel vardır.

belirsiz
uncertain

Tom was uncertain how to react. - Tom'un nasıl tepki göstereceği belirsizdi.

He is uncertain about his future. - O, geleceği hakkında belirsizdir.

belirsiz
ambiguous

Niobe is an ambiguous character. - Niobe belirsiz bir karakterdir.

He might possibly say something ambiguous again. - Muhtemelen tekrar belirsiz bir şey söyleyebilir.

belirsiz
{s} unclear

It's unclear how long Tom wants us to stay. - Tom'un ne kadar kalmamızı istediği belirsiz.

It's unclear why Tom did that. - Tom'un onu neden yaptığı belirsiz.

belirsiz
{s} undetermined

The future of humanity remains undetermined, as it depends on it. - O ona bağlı olduğu için, insanlığın geleceği belirsiz kalır.

belirsiz
{s} vague

Sounds vaguely familiar. - Belli belirsiz tanıdık geliyor.

He gave a vague answer. - O, belirsiz bir yanıt verdi.

belirsizlik
ambiguity

Sometimes translations do create ambiguity. - Bazen çeviriler belirsizlik yaratır.

There will be no ambiguity. - Hiçbir belirsizlik olmayacak.

belirsiz
{s} obscure

The meaning of this sentence is obscure. - Bu cümlenin anlamı belirsiz.

It's quite obscure what this sentence means. - Bu cümlenin ne anlama geldiği çok belirsiz.

belirsiz
fuzzy
belirsiz
tentative
belirsiz
{s} indistinct
belirsizlik
dark
belirsizlik
if
belirsiz
indeterminate
belirsiz
equivocal
belirsiz
hazy
belirsiz
misty
belirsiz
{s} indefinable
belirsiz
in the balance
belirsizlik
gloom
belirsizlik
limbo
belirsizlik
vague
belirsizlik
{i} fogginess
belirsizlik
{i} obscurity
belirsiz
unequivocal
belirsiz
(Konuşma Dili) as clear as mud
belirsiz
noncommittal
belirsiz
indecisive
belirsiz
cloudyly
belirsiz
nebulous
belirsiz
dubio
belirsiz
indeterminant
belirsiz
woolly
belirsiz
indistinguished
belirsiz
(deyim) anybody's guess
belirsiz
delphian
belirsiz
nebulated
belirsiz
faint
belirsiz
unapparent
belirsiz
(Dilbilim) ambigious
belirsiz
(Konuşma Dili) in the air

The date of the party is still up in the air. - Partinin tarihi henüz belirsiz.

belirsiz
darksome
belirsiz
inarticulate
belirsiz
touch-and-go
belirsiz
shrouded in mystery

The cause of Tom's death is still shrouded in mystery. - Tom'un ölüm nedeni hâlâ belirsiz.

The origins of these people is shrouded in mystery. - Bu insanların kökenleri belirsizdir.

belirsiz
off-color
belirsiz
murky
belirsiz
neutral
belirsiz
undeterminate
belirsiz
problematical
belirsiz
off-colour
belirsiz
indetermined
belirsizlik
elusiveness
belirsizlik
unclarity
belirsizlik
(Ticaret) uncertainly
belirsizlik
question
belirsizlik
indeterminate
belirsizlik
obscure
belirsizlik
equivoke
belirsizlik
drabness
belirsizlik
equivoque equivoke
belirsizlik
dimness
belirsizlik
muzziness
belirsizlik
equivocacy
belirsizlik
equivoque
belirsizlik
want of certainty
belirsizlik
unsure
belirsiz
clouded
belirsiz
dim
belirsiz
inappreciable
belirsiz
distant
belirsiz
borderline
belirsiz
impalpable
belirsiz
micro
belirsizlik
indeterminateness
belirsizlik
doubtfulness
belirsizlik
indetermination
belirsizlik
equivocalness
belirsizlik
amphibology
belirsizlik
haziness
belirsizlik
obscureness
belirsizlik
incalculability
belirsizlik
ambivalence
Belirsizlik
inexplicitness
belirsiz
unspecified
belirsiz
up in the air
belirsiz
{s} undefined

An irregular galaxy has an undefined shape and is full of young stars, dust, and gas. - Düzensiz bir galaksi, belirsiz bir şekle sahiptir ve genç yıldızlar, toz ve de gazla doludur.

belirsizlik
indefiniteness
belirsizlik
{i} suspense

The game was full of suspense. - Oyun belirsizlikle doluydu.

The suspense is killing me. - Belirsizlik beni öldürüyor.

belirsiz
dubious
belirsiz
unsettled
belirsiz
foggy
belirsiz
dusty
belirsiz
indefinite, indeterminate, uncertain, dim, nebulous, ambiguous, inarticulate
belirsiz
lax
belirsiz
unknown, uncertain, indefinite, undetermined
belirsiz
shadowy

The boundaries which divide Life from Death are at best shadowy and vague. Who shall say where the one ends, and where the other begins? - Hayatı ölümden ayıran sınırlar azami karanlık ve belirsizdir. Birinin nerede biteceğini ve diğerinin nerede başlayacağını kim söyleyecek?

belirsiz
inglorious
belirsiz
cloudy
belirsiz
imperceptible
belirsiz
backhanded
belirsiz
indescribable
belirsiz
cloudily
belirsiz
off color
belirsiz
abstract
belirsiz
off colour
belirsiz
background
belirsiz
{s} precarious
belirsizlik
dreaminess
belirsizlik
dreariness
belirsizlik
laxness
belirsizlik
fuzziness
belirsizlik
dubiousness
belirsizlik
haze
belirsizlik
indefiniteness, ambiguity, uncertainty
belirsizlik
drift
belirsizlik
laxity
belirsizlik
indistinctness
belirsizlik
generality
belirsizlik
ambiguousness
belirsizlik
twilight zone
belirsizlik
dubious
belirsizlik
troubled waters
belirsizlik
peradventure
belirsizlik
{i} vagueness
belirsizlik
twilight world
belirsizlik
indeterminacy
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение belirsizlikler в Турецкий язык Турецкий язык словарь

Belirsiz
müphem
Belirsiz
gayrimuayyen
Belirsizlik
(Osmanlı Dönemi) NEKÂRE
Belirsizlik
(Hukuk) İPHAM
Belirsizlik
müphemiyet
belirsiz
Bilinmeyen, meçhul
belirsiz
Belirli olmayan, gayrimuayyen: "Tatlı ve mahmur bakışlı gözlerini belirsiz bir noktaya dikti."- Y. K. Karaosmanoğlu
belirsiz
Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen, müphem: "Bir ayağın yerlere sürtünmesinden çıkan, silik ve belirsiz sesi işitti."- P. Safa
belirsiz
Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen, müphem
belirsiz
Belirli olmayan, gayrimuayyen
belirsizlik
Belirsiz olma durumu, müphemiyet: "Ne yanına baksa ürkütücü belirsizlikler..."- A. İlhan
belirsizlik
Belirsiz olma durumu, müphemiyet
belirsizlikler
Избранное