aşağıda

listen to the pronunciation of aşağıda
Турецкий язык - Английский Язык
below

We saw a lake far below. - Biz çok aşağıda bir göl gördük.

He looked down at the valley below. - Aşağıdaki vadiye baktı.

under
downstairs

I'll meet Tom downstairs. - Tom'u aşağıda karşılayacağım.

Tom is downstairs right now talking with Mary. - Tom şimdi aşağıda Mary ile konuşuyor.

below; downstairs; down
1. below. 2. downstairs
down there

What were you doing down there? - Sen aşağıda orada ne yapıyordun?

What do you think is down there? - Aşağıdakinin ne olduğunu düşünüyorsun?

infra
down

She lives two doors down. - O, iki kapı aşağıda yaşar.

What were you doing down there? - Sen aşağıda orada ne yapıyordun?

hereinafter
(Bilgisayar) dropped
(Bilgisayar) sub

You can watch movies with English subtitles using this link. - Aşağıdaki linkten, filmleri İngilizce altyazılı olarak izleyebilirsiniz.

The following words are called pronouns and are used as the subject of a sentence. They represent a person or a thing. - Aşağıdaki sözcüklere adıl denir ve cümlede özne olarak kullanılırlar. Onlar bir kişi veya nesne sunarlar.

herein after
(Bilgisayar) except
beneath
low

The actual price was lower than I had thought. - Gerçek fiyat düşündüğümden daha aşağıdaydı.

here below

Complete the formula here below. - Aşağıdaki formülü tamamlayın.

below of
aşağı
below

He looked down at the valley below. - Aşağıdaki vadiye baktı.

We saw a lake far below. - Biz çok aşağıda bir göl gördük.

aşağı
down

The cat on the tree came down to me. - Ağaçtaki kedi bana doğru aşağıya geldi.

We asked him on the interphone if he could come downstairs quickly. - Çabucak aşağıya gelip gelemiyeceğini içhaberleşmede ona sorduk.

aşağıda belirtildiği gibi
as stated below
aşağıda belirtilen
undermentioned
aşağıda imzası olan
undersigned
aşağıda kalmak
keep down
aşağıda yer alan hükümler uyarınca değiştirmek
(Hukuk) to alter in accordance with the provisions set out below
aşağı
inferior

Tom has an inferiority complex. - Tom bir aşağılık kompleksine sahip.

There is no reason for you to feel inferior to anyone. - Birinden daha aşağıda olduğunu hissetmek için hiçbir neden yoktur.

aşağı
minus
aşağı
lowly
aşağı
lower

Hanover is the capital of Lower Saxony. - Hannover Aşağı Saksonya'nın başkentidir.

The actual price was lower than I had thought. - Gerçek fiyat düşündüğümden daha aşağıdaydı.

aşağı
hedge
aşağı
inferior to

There is no reason for you to feel inferior to anyone. - Birinden daha aşağıda olduğunu hissetmek için hiçbir neden yoktur.

aşağı
de
aşağı
second
aşağı
bottom

They are examining him from top to bottom. - Onlar onu yukarıdan aşağıya muayene ediyorlar.

Tom found the wallet he thought he'd lost after searching the house from top to bottom. - Evi baştan aşağı aradıktan sonra Tom, kaybettiğini düşündüğü cüzdanı buldu.

aşağı
less

Tom definitely won't work for less than $300 an hour. - Tom kesinlikle bir saat için 300 dolardan daha aşağısına çalışmaz.

Tom and Mary are more or less the same weight. - Tom ve Mary aşağı yukarı aynı ağırlıktalar.

aşağı
(Bilgisayar) move down

We saw the parade move down the street. - Geçit töreninin caddeden aşağıya doğru ilerlediğini gördük.

aşağı
de-
aşağı
nether
aşağı
down of
aşağı
down on

The children started bouncing up and down on the couch. - Çocuklar kanapenin üstünde yukarı aşağı sıçramaya başladı.

Tom put two slices of bread into the toaster and pushed down on the lever. - Tom ekmek kızartma makinesine iki dilim ekmek koydu ve kolu aşağı itti.

aşağı
down, downstairs
aşağı
poor in quality, inferior; low in value
aşağı
commonplace, common
aşağı
the lower part, bottom
aşağı
sub

No one should be subjected to such humiliation. - Hiç kimse böyle bir aşağılanmaya maruz bırakılmamalıdır.

You can watch movies with English subtitles using this link. - Aşağıdaki linkten, filmleri İngilizce altyazılı olarak izleyebilirsiniz.

aşağı
hypo
aşağı
lower, down, inferior; common, mean; less; the lower part, bottom; down, below
aşağı
infra
aşağı
the one below
aşağı
under

He can't be under thirty. - O otuzdan aşağı olamaz.

My chinese is far from perfect, but I can roughly understand everything he is saying. - Benim Çincem mükemmel olmaktan uzak, ama aşağı yukarı onun söylediği her şeyi anlayabiliyorum.

aşağı
downward
aşağı
downstairs

She came downstairs with a letter in her hand. - Elinde bir mektupla merdivenlerden aşağı indi.

We asked him on the interphone if he could come downstairs quickly. - Çabucak aşağıya gelip gelemiyeceğini içhaberleşmede ona sorduk.

nehirden daha aşağıda
further down the river
Турецкий язык - Турецкий язык
(Osmanlı Dönemi) ATİYEN
aşağı
Değeri daha az
aşağı
Bir yere göre daha alçak yerde bulunan
aşağı
Aşağıya, yere doğru
aşağı
Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri
aşağı
Niteliği düşük, kötü
aşağı
Daha küçük, daha az; değer yönünden daha az
aşağı
Bir şeyin alt bölümü
aşağı
Bayağı, adi
aşağı
Bir yere göre daha alçak yerde bulunan: "Aşağı katı, sakin ve daha sıcak olduğu için seçtik."- A. Gündüz
aşağı
Daha küçük, daha az
aşağı
Bir şeyin alt bölümü, yukarı karşıtı
aşağıda
Избранное