He looked down at the valley below.
- Aşağıdaki vadiye baktı.
We saw a lake far below.
- Biz çok aşağıda bir göl gördük.
We asked him on the interphone if he could come downstairs quickly.
- Çabucak aşağıya gelip gelemiyeceğini içhaberleşmede ona sorduk.
Tom ran down the stairs.
- Tom merdivenlerden aşağıya koştu.
Sports cured him of his inferiority complex.
- Spor onun aşağılık kompleksini tedavi etti.
He has an inferiority complex.
- Onun bir aşağılık kompleksi var.
The actual price was lower than I had thought.
- Gerçek fiyat düşündüğümden daha aşağıdaydı.
Hanover is the capital of Lower Saxony.
- Hannover Aşağı Saksonya'nın başkentidir.
He pushed the car downhill.
- O arabayı yokuş aşağı itti.
And it doesn't take long to go downhill.
- Ve yokuş aşağı gitmek uzun sürmüyor.
You can watch movies with English subtitles using this link.
- Aşağıdaki linkten, filmleri İngilizce altyazılı olarak izleyebilirsiniz.
No one should be subjected to such humiliation.
- Hiç kimse böyle bir aşağılanmaya maruz bırakılmamalıdır.
We went downstairs to have breakfast.
- Kahvaltı yapmak için aşağı kata indik.
Let's go downstairs for dinner.
- Akşam yemeği için aşağı kata inelim.
The actual price was lower than I had thought.
- Gerçek fiyat düşündüğümden daha aşağıdaydı.
The children started bouncing up and down on the couch.
- Çocuklar kanapenin üstünde yukarı aşağı sıçramaya başladı.
He shook his head up and down.
- O, başını yukarı aşağı salladı.
It's better to be approximately right than completely wrong.
- Tamamen yanlış olmasındansa üç aşağı beş yukarı doğru olması daha iyidir.