örnekleme

listen to the pronunciation of örnekleme
Турецкий язык - Английский Язык
exemplification
illustration
sample survey
(Dilbilim) modelling
instantiation
{i} sampling

In this semester, students study and apply statistical sampling techniques. - Bu dönem, öğrenciler istatistiksel örnekleme tekniklerini okuyacaklar ve uygulayacaklar.

I wasn't afraid of the blood sampling at all. - Kan örneklemesinden hiç korkmuyordum.

örnekleme oranı
sampling rate
örnekleme hacmi
Sampling volume
örneklemek
to give an example of (something), illustrate
örneklemek
to give an example of, to exemplify
örneklemek
{f} illustrate
düzgün örnekleme
uniform sampling
nyquist örnekleme hızı
(Bilgisayar,Teknik) nyquist sampling rate
rastgele örnekleme
(Askeri,Bilgisayar) random sampling
rastgele örnekleme
(Tıp) randomize sampling
seyrek örnekleme
subsampling
örneklemek
{f} exemplify
örnekle
{f} sample

The astronauts had to use special tools to collect rock samples on the Moon because they could not bend over in their spacesuits. - Astronotlar Ay'da kaya örnekleri toplamak için özel araçlar kullanmak zorunda kaldılar çünkü uzay elbiseleri ile eğilemezlerdi.

I brought some samples of my work. - İşimle ilgili bazı örnekler getirdim.

örnekle
{f} sampling

I wasn't afraid of the blood sampling at all. - Kan örneklemesinden hiç korkmuyordum.

In this semester, students study and apply statistical sampling techniques. - Bu dönem, öğrenciler istatistiksel örnekleme tekniklerini okuyacaklar ve uygulayacaklar.

örneklemek
sample
ardışık örnekleme
sequential sampling
blok örnekleme
block sampling
minimum örnekleme frekansı
(Elektrik, Elektronik,Teknik) minimum sampling frequency
tabakalı örnekleme
stratified sampling
temsilci örnekleme
representative sampling
örnekle
exemplify

I heard your idea on how to solve the problem, but I would have to ask you to exemplify what you mean. - Sorunun nasıl çözüleceği konusundaki fikrinizi duydum, ancak neyi kastettiğinizi örneklemenizi istemek zorunda kalacağım.

Турецкий язык - Турецкий язык
Örneklemek işi veya durumu
örneklemek
Örnek vermek