We're having a lot of fun learning French.
- Biz Fransızca öğrenerek çok eğleniyoruz.
My creativity finds an outlet through learning modern languages.
- Yaratıcılığım modern dilleri öğrenerek bir çıkış noktası buluyor.
Learning to ride a unicycle sounds exciting.
Learning a foreign language is difficult.
- Yabancı dil öğrenmek zordur.
I am learning Japanese to play mahjong in Japan.
- Japoncayı Japonya'da mahjong oynamak için öğreniyorum.
She is learning the piano.
- O, piyanoyu öğreniyor.
That didn't happen when I was learning Esperanto.
- O Esparanto öğrenirken olmadı.
I learned to play guitar when I was ten years old.
- On yaşındayken gitar çalmayı öğrendim.
Finally we have learned the truth.
- Sonunda,gerçeği öğrendik.
Tom learnt from Mr Ogawa that many people have scorn for the nouveau riche.
- Tom birçok insanın sonradan görme insanları küçümsediğini Bay Ogawa'dan öğrendi.
What I have learnt is not just the Chinese language, but something about the country itself as well.
- Sadece Çince dilini değil ama aynı zamanda ülkenin kendisi hakkında da bir şeyler öğrendim.