yine de

listen to the pronunciation of yine de
Турецкий язык - Английский Язык
even so

Even so ... she didn't have to slap me! - Yine de... bana tokat atmak zorunda değildi!

nevertheless

It is nevertheless a good sentence. - O yine de iyi bir cümle.

It's just five in the morning, but nevertheless it is light out. - Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.

still

Tom and Mary argue a lot, but they still get along quite well together. - Tom ve Mary çok tartışırlar ama yine de birlikte oldukça iyi geçinirler.

Rick and Carol broke up two months ago, but he's still carrying a torch for her. - Rick ve Carol, iki ay önce ayrıldılar ama yine de o onu karşılıksız seviyor.

however

I can't, however, agree with your opinion. - Yine de, fikrine katılamıyorum.

All dogs are animals. However, that doesn't mean that all animals are dogs. - Bütün köpekler hayvandır. Yine de bu bütün hayvanların köpek olduğu anlamına gelmez.

nonetheless

You may not believe it, but it is nonetheless true. - Sen buna inanmayabilirsin, ama yine de doğru.

There are seven billion people in the world, and yet I am nonetheless alone. - Dünyada 7 milyar insan var, ve ben hâlâ yine de yalnızım.

yet

At present, consensus has yet to be reached. - Şu anda, yine de görüş birliğine varılmalı.

We have yet to learn the truth. - Yine de gerçeği öğrenmek zorundayız.

after all

I tried many things but failed after all. - Ben çok şey denedim fakat yine de başarısız oldum.

Who knows, maybe Christmas in Boston won't be so bad after all. - Kim bilir, belki Boston'daki noel yine de o kadar da kötü olmayacaktır.

all the same, after all, still, however, but then (again), yet, anyway, anyhow, nevertheless, even now, to, then, notwithstanding
though

Though he was poor, he was nonetheless happy. - Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.

She came even though the weather was bad. - O, kötü havaya rağmen yine de geldi.

altogether
anyhow

He never did his work anyhow. - Yine de o işini asla yapmadı.

That has been my experience anyhow. - O yine de benim tecrübemdi,

none the less

My wife has faults. None the less, I love her. - Karımın hataları var. Yine de, ben onu seviyorum.

in despite of
natheless
nathless
oldness
yet already
just the same
anyway

Tom didn't feel well, but he went to work anyway. - Tom iyi hissetmiyordu ama yine de işe gitti.

She wanted to go out anyway. - Yine de dışarı çıkmak istedi.

all the same

He is rude, but I love him all the same. - O kaba fakat yine de onu severim.

Thank you all the same. - Yine de teşekkür ederim.

even now
considering
notwithstanding
nontheless
at the same time
howbeit
just

It's just five in the morning, but nevertheless it is light out. - Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.

Our trip was long, difficult and dangerous. We're just happy to be back home in one piece. - Yolculuğumuz; uzun, çetin ve tehlikeliydi. Yine de evlerimize sağ salim döndüğümüz için mutluyuz.

at any rate

At any rate, I can go out when it stops raining. - Yine de, yağmur durduğunda dışarı çıkabilirim.

despite
but then
yine de
Избранное