yanımda

listen to the pronunciation of yanımda
Турецкий язык - Английский Язык
with me, on me
by my side

I need you by my side. - Sana yanımda ihtiyacım var.

You're by my side; everything's fine now. - Yanımdasın; şimdi her şey iyi.

on me

I don't have much money on me. - Yanımda çok param yok.

I gave Tom all the money I had on me. - Yanımdaki bütün parayı Tom'a verdim.

with me

I have almost no money with me. - Yanımda neredeyse hiç param yok.

I had an umbrella with me but my friend did not. - Benim yanımda şemsiyem vardı fakat arkadaşımın yoktu.

by me

Please stand by me when I need you. - Lütfen sana ihtiyacım olduğunda, yanımda ol.

She passed right by me without noticing. - Farkında olmadan tam yanımdan geçti.

next to me
on my side
yan
side

You're by my side; everything's fine now. - Yanımdasın; şimdi her şey iyi.

I took sides with them in the argument. - Ben, bu tartışmada onların yanında yer aldım.

yanımda bir ağrı var
I have a pain in my side
yanımda hangi bölgelerin bulunması gerekiyor
What papers do I need with me
yanımda iki parça eşya taşıyacağım
I have two carry on pieces
yanımda ne kadar valiz getirebilirim
How much baggage can I take
yan
side; direction; place; auxiliary, subsidiary; askew, sidelong
yan
{s} collateral
yan
lateral
yan
party

The house next door is a bit loud. I wonder if they're throwing a party. - Yandaki ev biraz gürültülü. Onların parti yapıp yapmadıklarını merak ediyorum.

A party will be held next Saturday, that is to say, on August 25th. - Gelecek Cumartesi, yani 25 Ağustos'ta bir parti düzenlenecek.

yan
place

So ultimately, with Tatoeba we are only building the foundations… to make the Web a better place for language learning. - Yani sonuçta, Web'i dil öğrenmede daha iyi bir yer yapmak için biz Tatoeba ile sadece temelleri inşa ediyoruz.

The wrong time, the wrong place. - Yanlış zamanda, yanlış yerde.

yan
sidewise
yan
subsidiary
yan
(Biyokimya) para

This paragraph is well written, but there is a mistake in the last sentence. - Bu paragraf iyi yazılmış ama son cümlede bir yanlışlık var.

yan
direction

By mistake I boarded a train going in the opposite direction. - Yanlışlıkla ters yöne giden bir trene bindim.

The army was advancing in the wrong direction. - Ordu yanlış yönde ilerliyordu.

yan
(Biyokimya) neighbouring
yan
auxiliary
yan
awry
yan
skew
yan
cockeyed
yan
{f} glowing
yan
sideways

He edged sideways through the crowd. - O, kalabalığa yanlamasına sokuldu.

Inmates were forced to sleep in one cell, often sideways. - Tutuklular bir hücrede uyumaya zorlandı, sık sık yan yana.

yan
part

The house next door is a bit loud. I wonder if they're throwing a party. - Yandaki ev biraz gürültülü. Onların parti yapıp yapmadıklarını merak ediyorum.

What is the hard part of learning Japanese? - Japonca öğrenmenin zor yanı nedir?

yan
flank
yan
laterality
yan
{f} glow
yan
wall

I was robbed of my wallet by the man sitting next to me. - Yanımda oturan adam tarafından cüzdanım soyuldu.

Tom was leaning against the wall near the door. - Tom kapının yanındaki duvara dayanıyordu.

yan
(Biyokimya) neighbour

I'll leave a key with my next-door neighbour in case you get here before I do. - Buraya gelmeden önce buraya gelme ihtimaline karşı, yanımdaki kapı komşuma bir anahtar bırakacağım.

The neighbours have been banging about next door all morning. - Yan komşular sabahtan beri gürültü yapıyor.

yan
burned

The fire burned up brightly. - Ateş parlak bir şekilde yandı.

He was burned to death in the fire. - Yangında yanarak öldü.

yan
by side

They sat side by side. - Onlar yan yana oturdular.

The old couple sat side by side. - Yaşlı çift yan yana oturuyordu.

yan
{s} parietal
yan
flanking
yan
astray
yan
bye
yan
sideward
yan
subordinate

According to some experts the spoken language uses few subordinate clauses. - Bazı uzmanlara göre, konuşulan dil çok az sayıda yan cümleler kullanır.

The sentence has got too long again. Then just take out a few of the subordinate clauses. - Cümle tekrar uzun sürdü. O zaman birkaç yan cümleyi çokarın.

yan
with; alongside, alongside of: Yanına hiç para alma! Don't take any money with you! Yanımda çalışıyor. He works alongside me
yan
asquint
yan
aspect, side (of a matter)
yan
sidelong
yan
by
yan
secondary
yan
part (of one's body): Her yanım ağrıyor. I ache all over
yan
ancillary
yan
aslant
yan
neighborhood, vicinity, diggings: O yanlarda oturuyor. He lives in that area
yan
in comparison with, alongside of: Hüsnü, Zühtü'nün yanında bir sıfırdır. Hüsnü's nothing compared to Zühtü
yan
lateral, side, located at or towards a side
yan
direction (line or course extending away from a given point)
yan
rakish
yan
(a) side
Английский Язык - Английский Язык

Определение yanımda в Английский Язык Английский Язык словарь

yan
one in common dialect (from Cumbrian sheep counting)
yan
one in common dialect
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение yanımda в Турецкий язык Турецкий язык словарь

YAN
(Osmanlı Dönemi) f. Hastanın sayıklaması
Yan
nezt
Yan
kenar
Yan
(Osmanlı Dönemi) HİZVE
yan
İkinci derece olan
yan
Yer
yan
Bedenin bir bölümü
yan
Birlikte, beraberinde olma
yan
Üst
yan
Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü: "Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı."- M. Ş. Esendal
yan
Ciltlenecek bir kitabın başına ve sonuna yerleştirilen beyaz ya da renkli kağıda verilen ad
yan
Tali
yan
Yön, sağ ve solun ortak adı, taraf
yan
Bir yana yönelerek
yan
Ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü
yan
Yön, sağ ve solun ortak adı, taraf: "Yaşlı garson yanımıza geldi."- Y. K. Karaosmanoğlu
yan
Tali: "Siyasi partiler kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlar meydana getiremezler."- Anayasa
yan
Üstte, altta, arkada veya önde olmayan
yan
Birlikte, beraberinde olma: "Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler."- N. Cumalı
yan
Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri
yan
Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri
yan
Hastanın sayıklaması
yan
İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri
yan
Bedenin bir bölümü. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan
yanımda
Избранное