Tom hasn't been a teacher long.
- Tom uzun zamandır bir öğretmen değil.
This is what I've long wanted.
- Uzun zamandır istediğim budur.
I've been living here for a long time.
- Uzun zamandır burada yaşıyorum.
Tom said he hadn't had a good home-cooked meal for a long time.
- Tom uzun zamandır iyi bir ev yemeği yemediğini söyledi.
We've been waiting for this for ages.
- Uzun zamandır bunu bekliyoruz.
We haven't had a talk for ages.
- Biz uzun zamandır konuşmadık.
It's been so long since I've been here.
- Çok uzun zamandır buradayım.
The well has long since dried up.
- Kuyu uzun zamandır kurudu.
I've been working here for yonks.
It's been ages since I saw you last.
- Seni son gördüğümden beri uzun zaman oldu.
I haven't had a boyfriend in ages.
- Uzun zamandır bir erkek arkadaşım yok.
Without oxygen, all animals would have disappeared long ago.
- Oksijensiz bütün hayvanlar uzun zaman önce gözden kaybolurdu.
A long time ago, there was a bridge here.
- Uzun zaman önce, burada bir köprü vardı.
A long time ago, there was a bridge here.
- Uzun zaman önce, burada bir köprü vardı.
His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep.
- Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.