Su yüzmek için yeterince sıcak.
- Das Wasser ist warm genug zum Schwimmen.
O, bana yüzmeyi öğretti.
- Er lehrte mich schwimmen.
Su yüzmek için yeterince sıcak.
- Das Wasser ist warm genug zum Schwimmen.
O, yüzmekten korkuyor.
- He is afraid of swimming.
O yüzmek için denize gitti.
- He went to sea to swim.
O, onun yüzüşünü izledi.
- She watched him swim.
O, çocukların yüzüşünü izledi.
- He watched the boys swimming.
Okyanusta yüzmek benim en büyük zevkimdir.
- To swim in the ocean is my greatest pleasure.
Nasıl yüzeceğimi bilmiyorum.
- I don't know how to swim.
She taught me how to swim.
- Sie hat mir das Schwimmen beigebracht.
The old man attempted to swim five kilometers.
- Der alte Mann versuchte, 5 Kilometer zu schwimmen.