oldukça

listen to the pronunciation of oldukça
Турецкий язык - Английский Язык
pretty

That car salesman was a pretty off the wall kind of guy. - O araba satıcısı oldukça acayip bir adam.

This park is pretty big; it has a lot of trees and many flowers. - Park oldukça büyüktür; Çok sayıda ağaçları ve çok sayıda çiçekleri vardır.

rather

The shoes you are wearing look rather expensive. - Giydiğin ayakkabılar oldukça pahalı görünüyorlar.

My knowledge of Japanese is rather poor. - Japonca bilgim oldukça zayıftır.

quite

It is quite a big number. - Oldukça büyük bir numara.

He looked quite tired. - Oldukça yorgun görünüyordu.

fairly

Tom speaks French fairly well, doesn't he? - Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşur değil mi?

Tom found it fairly easy to follow Mary without being seen. - Tom görünmeden Mary'yi izlemeyi oldukça kolay buldu.

substantially
(Hukuk) substantial
whopping
rather, fairly, quite, pretty, to some extent: Su oldukça soğuk. The water's pretty cold
such

Mary was such a lovely bride. - Mary oldukça güzel bir gelindi.

Tom is such a diffident man. He seems to have quite low self-esteem. - Tom böylesine çekingen bir adam. O oldukça kendine güvensiz gibi görünüyor.

well enough
a bit of a
reasonably

Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch. - Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.

I'm reasonably certain of it. - Ben bundan oldukça eminim.

quite, fairly, rather, pretty
a whale of
somewhat

Research in this area is somewhat equivocal. - Bu konuda yapılan araştırma oldukça şüpheli.

well

He has been well off since he started this job. - O bu işe başladığından beri oldukça iyi durumda.

The exhibition is well worth a visit. - Sergi bir ziyarete oldukça değer.

spanking
a good many

I have a good many things to do today. - Bugün yapacak oldukça çok şeyim var.

good

Tom is pretty good at playing piano by ear. - Tom notasız piano çalmada oldukça iyidir.

Tom is quite good at cooking. - Tom yemek pişirmede oldukça iyidir.

considerably

The cost of building the bridge blew out considerably. - Köprüyü yapmanın maliyeti oldukça arttı.

This area has been considerably built up of late. - Bu alan oldukça geç inşa edilmiştir.

a good bit
notably
relatively

The region is relatively rich in mineral resources. - Bölge maden kaynakları açısından oldukça zengindir.

goodish
muchly
widely
comparatively
tolerably
more or less
a trifle
a rather
considerable
plenty

This typewriter has seen plenty of use. - Bu daktilo oldukça sık kullanılmıştır.

sort

This place is sort of romantic. - Bu yer oldukça romantik.

It's quite absurd of you to tell her that sort of thing. - Ona böyle bir şey söylemen oldukça saçma.

some

Some people think the government has way too much power. - Bazı insanlar hükümetin oldukça çok fazla gücünün olduğunu düşünüyor.

Under a microscope, some viruses appear quite beautiful. - Mikroskop altında, bazı virüsler oldukça güzel görünür.

reasonable

The prices here are quite reasonable. - Buradaki fiyatlar oldukça makul.

It seems perfectly reasonable. - Oldukça makul görünüyor.

middling
oldukça büyük
sizeable
oldukça çok
a great deal

I owe him a great deal. - Ona oldukça çok borçluyum.

It would mean a great deal to me. - Bu benim için oldukça çok şey ifade ederdi.

oldukça az
rather than
oldukça erken
very early
oldukça geniş
wide
oldukça büyük
pretty big
oldukça büyük
liberal
oldukça büyük
quite big
oldukça büyük
sizable

Tom won a sizable amount of money. - Tom oldukça büyük bir miktarda para kazandı.

oldukça büyük
awful
oldukça büyük
goodish
oldukça büyük miktar
an awful lot
oldukça farklı
a long way off
oldukça genç
youngish
oldukça geç
latish
oldukça iyi
fairly well

Swimming is one thing I can do fairly well. - Yüzme oldukça iyi yapabildiğim bir şey.

Tom did fairly well on the test he took yesterday. - Tom dün girdiği sınavda oldukça iyi yaptı.

oldukça kötü
baddish
oldukça kısa
shortish
oldukça soğuk
rather cold
oldukça uzak
a good distance off
oldukça yavaş
stepwise
oldukça zayıf
faintish
ömürü oldukça as long as one lives;
for the rest of one's life
epey, oldukça çok
very, very much
buradan oldukça uzak
It's quite far from here
Турецкий язык - Турецкий язык
Yetecek kadar, epey, hayli: "Geceyi oldukça rahat geçireceğinizi ümit ederim."- R. H. Karay
Yetecek kadar, epey, hayli
bir hayli
hayli
Английский Язык - Турецкий язык
pretty much
oldukça
Избранное