karşılaşmak

listen to the pronunciation of karşılaşmak
Турецкий язык - Английский Язык
meet

He was anxious to meet you. - O sizinle karşılaşmak için hevesliydi.

I felt as if he shrank from meeting me. - Sanki onun benimle karşılaşmaktan çekindiğini hissettim.

come across
encounter

What kind of animals are you most afraid to encounter? - En çok hangi tür hayvanlarla karşılaşmaktan korkarsınız?

greet
cross

Women and girls would cross over the street rather than meet him. - Kadınlar ve kızlar onunla karşılaşmaktansa caddeyi geçmeyi tercih ederler.

come upon
experience
come on
fall with
run up against smb
cross each other
to meet (each other)
to meet, run into
drop a cross
run across
to face, be confronted with, be up against
to meet; to come across, to encounter, to run into; to confront
come up
come by
find by chance
(deyim) happen on
meet with
meet by chance
come up again
chance upon
chance on
attain
ran into
happen upon
bump into
discover
run up against somebody
confront
strike
run into

I don't want to run into him. - Ben onunla karşılaşmak istemiyorum.

have

I wish I wouldn't have to meet you again. - Keşke seninle tekrar karşılaşmak zorunda olmasam.

come up against
rencounter
come
karşılaşma
encounter

We haven't encountered any new problems. - Yeni bir sorunla karşılaşmadık.

Giotto made a close encounter with Comet Grigg-Skjellerup on July 10, 1992. - Giotto 10 Temmuz, 1992'de Kuyruklu yıldız Grigg-Skjellerup'la yakın bir karşılaşma yaptı.

karşılaşma
{i} encountering
tesadüfen karşılaşmak
run across
karşılaşma
bout
spor karşılaşmak
meet
karşılaş
come up

You're going to come up against fierce competition. - Sıkı bir rekabetle karşılaşacaksın.

karşılaş
meet with

Your proposal will meet with significant resistance. - Öneriniz önemli dirençle karşılaşacaktır.

Didn't your mother teach you anything? When you meet with scary people always protect your wallet and your arsehole! - Annen sana bir şey öğretmedi mi? Korkunç biriyle karşılaştığında cüzdanını koru ve kıçını!

karşılaş
{f} encounter

Insurance makes us remember that the world we live in isn't completely safe; we might fall ill, face danger or encounter the unexpected. - Sigorta bize içinde yaşadığımız dünyanın tamamen güvenli olmadığını hatırlatıyor; biz hastalanabiliriz ya da beklenmedik şeylerle karşılaşabiliriz.

That was our first encounter. - Bu bizim ilk karşılaşmamızdı.

karşılaş
{f} encountered

We haven't encountered any new problems. - Yeni bir sorunla karşılaşmadık.

Tom claims to have encountered supernatural creatures in that wood. - Tom o ormanda doğaüstü yaratıklarla karşılaştığını iddia ediyor.

karşılaş
{f} encountering
karşılaşma
game

The game will be held even if it rains. - Yağmur yağsa bile karşılaşma yapılır.

karşılaşma
meeting

He took part in the athletic meeting. - O, atletizm karşılaşmasına katıldı.

Before meeting him, Pizzaro hid many of his men and guns near the town. - Onunla karşılaşmadan önce, Pizzaro adamlarının ve silahlarının çoğunu kasaba yakınında sakladı.

karşılaşma
event
karşılaşma
match

As I entered the coffee shop, I found two young men watching a wrestling match on television. - Kafeye girdiğim gibi televizyonda güreş karşılaşması izleyen iki genç erkek gördüm.

It's always disappointing when you lose a match on penalties. - Karşılaşmayı penaltılarda kaybetmen daima hayal kırıklığına uğratıyor.

engelle karşılaşmak
strike a snag
güçlüklerle karşılaşmak
(Hukuk) to encounter difficulties
güçlüklerle karşılaşmak
to meet with difficulties
karşılaşma
encounter; confrontation; meeting; match, game, event
karşılaşma
game, match
karşılaşma
confrontation
karşılaşma
meet

Rain or shine, the athletic meet will be held. - Her durumda, atletik karşılaşma düzenlenecek.

He took part in the athletic meeting. - O, atletizm karşılaşmasına katıldı.

karşılaşma
{i} fight
karşılaşma
{i} contest
karşılaşma
opposability, opposition (of digits)
problem ile karşılaşmak
be beset with a problem
problem ile karşılaşmak
be confronted by a problem
pürüzle karşılaşmak
strike a snag
tesadüfen karşılaşmak
to chance on sb/sth
zorluklarla karşılaşmak
to meet with difficulties
Турецкий язык - Турецкий язык
Karşı karşıya gelmek, rastlaşmak: "Terdit, yazıda beklenmedik bir sonuçla karşılaşmak demektir."- Ç. Altan. İki sporcu veya iki takım yarışmak
Karşı karşıya gelmek, rastlaşmak
Yarışmak
(Osmanlı Dönemi) MÜBAŞERET
karşılaşma
ömer Kavur'un, 2003 Altın Portakal ödülü'nü kazanan filmi
karşılaşma
Karşılaşmak işi. İki sporcu veya iki takım arasında, karşılıklı olarak kazanmak amacıyla yapılan yarışma, müsabaka
karşılaşma
Karşılaşmak işi
karşılaşma
İki sporcu veya iki takım arasında, karşılıklı olarak kazanmak amacıyla yapılan yarışma, müsabaka
karşılaşmak
Избранное