Onun bu görev için nitelikli olması en az iki yılını alacak.
- Sie wird mindestens zwei Jahre brauchen, um für diesen Posten qualifiziert zu sein.
Sovyetler Birliği 1957 yılında Sputnik I'i fırlattı.
- Die Sowjetunion startete Sputnik I im Jahre 1957.
O, altmış yaşında ve beş yıldır dul.
- Sie ist sechzig Jahre und seit fünf Jahren verwitwet.
Beni kaç yıldır tanıyorsun?
- Wie viele Jahre kennst du mich schon?
Seneler nereye kayboldular ?
- Wo sind die Jahre geblieben?
Üzerinden tam bir sene geçti.
- Darüber verging ein ganzes Jahr.
Onun yaklaşık iki yıl önce vefat ettiğini bilmiyor muydunuz?
- Wussten Sie nicht, dass er vor zwei Jahren verstorben ist?
Onun iki yıl önce öldüğünü bilmiyor muydun?
- Weißt du nicht, dass er seit zwei Jahren tot ist?
Geçen sene kurulan lunapark sağolsun şehir popüler oldu.
- Thanks to the amusement park built last year, the city has become popular.
Geçen sene Bayan Kato sizin öğretmeniniz miydi?
- Was Ms. Kato your teacher last year?
İki yılda ilk kez bir film izledim.
- I saw a movie for the first time in two years.
Yıllar önce orada bir kale vardı.
- There was a castle here many years ago.
On yaşındayken gitar çalmayı öğrendim.
- I learned to play guitar when I was ten years old.
Benim babam sadece on beş yaşında.
- My father is only fifteen years old.
Beş yaşındaki kızım kreşe her zaman mutlu ve enerji dolu gider.
- My five year old daughter always goes to kindergarten happy and full of energy.
Tom son iki yıldır para çalıyordu ve Mary bunu her zaman biliyordu.
- Tom was stealing money for the last two years, and Mary knew it all the time.
Ruslar Fransız yollarını kopyalar, ancak daima elli yıl sonra.
- The Russians copy the French ways, but always fifty years later.
Geçen yıl yaklaşık bu zaman çok fazla kar vardı.
- We had a lot of snow about this time last year.
On yıl uzun bir zamandır.
- Ten years is a long time.
Gelecek yıl zor olacak.
- Next year will be tough.
Tom geçen yıl zor günler geçirdi.
- Tom had a rough time last year.
Ten years is a long time to wait.
- 10 Jahre sind eine lange Zeit zum Warten.
It is not rare at all to live over ninety years.
- Es ist überhaupt nicht selten, länger als neunzig Jahre zu leben.
I put on a little weight last year.
- Vergangenes Jahr habe ich ein wenig zugenommen.
Last year, he spent three months at sea.
- Vergangenes Jahr verbrachte er drei Monate auf See.