in the habit of

listen to the pronunciation of in the habit of
Английский Язык - Турецкий язык
alışkanlık olarak
used to
alışkın olmak
used to
öğür
used to
-ardı
used to
alışık olmak
be in the habit of
alışkanlığında olmak
used to
yapardı

Bir üniversite öğrencisi iken öyle yapardın. - You used to do so when you were a university student.

O, arkadaşlarına karşı zorbalık yapardı. - He used to bully his friends.

used to
kullan

O araba satıcısı bu kullanılmış Toyota'nın iyi durumda olduğunu söylediğinde bana yanlış bilgi vermiş. - That car dealer gave me a bum steer when he told me this used Toyota was in good condition.

O, onun makaleyi yazmak için kullandığı bilgisayardır. - That's the computer he used to write the article.

used to
ederdi

O, ondan nefret ederdi. - She used to hate him.

O, bana Tom olarak hitap ederdi. - She used to address me as Tom.

used to
geçmiş zamanda yapılan
used to
alışık

Herkesin önünde konuşmalar yapmaya alışık değilim. - I'm not used to making speeches in public.

Askerler tehlikeye alışıktırlar. - Soldiers are used to danger.

used to
alışkın

Erken kalkmaya alışkınım. - I'm used to getting up early.

Ne zaman yatmaya alışkınsın? - What time are you used to going to bed?

Английский Язык - Английский Язык
used to
in the habit of

    Расстановка переносов

    in the hab·it of

    Турецкое произношение

    în dhi häbıt ıv

    Произношение

    /ən ᴛʜē ˈhabət əv/ /ɪn ðiː ˈhæbət əv/
Избранное