güçlükle

listen to the pronunciation of güçlükle
Турецкий язык - Английский Язык
with difficulty

They answered their teacher's question with difficulty. - Onlar öğretmenlerinin sorusuna güçlükle cevap verdi.

The old man escaped, but with difficulty. - Yaşlı adam kaçtı ama güçlükle.

through hardship
just

I just barely managed to pass the test. - Testi güçlükle geçebildim.

He just barely managed to pass the test. - Testi güçlükle geçmeyi başardı.

hard

Some stars are hardly visible to the naked eye. - Bazı yıldızlar çıplak gözle güçlükle görülebilmektedir.

Tom could hardly walk. - Tom güçlükle yürüyebiliyordu.

ill
arduously
scarcely

I could scarcely stand on my feet. - Ayaklarımın üzerinde güçlükle durabiliyordum.

Tom scarcely recognized Mary. - Tom güçlükle Mary'yi tanıdı.

arduous
güçlük
difficulty

She had no difficulty in learning the poem by heart. - O, şiiri ezberlemede güçlük çekmedi.

I have difficulty understanding abstract modern art, especially Mondrian. - Soyut modern sanatı anlamada güçlük çekiyorum, özellikle Mondrian.

güçlük
hassle

Anyone who creates hassle should leave. - Güçlük yaratan biri terk etmeli.

We know it's a hassle. - Bunun bir güçlük olduğunu biliyoruz.

güçlük
hardship
güçlükle sökmek
spell out
güçlükle elde etmek
difficulty to obtain
güçlükle geçmek
(içinden) worry along through smth
güçlükle ilerleme
scramble
güçlükle ilerlemek
plough through
güçlükle ilerlemek
plough
güçlükle ilerlemek
scramble
güçlükle ilerlemek
plow through
güçlükle yol almak
force one's way
güçlükle çekmek
winkle out
güçlük
{i} hurdle
güçlük
difficulty, hardship, trouble, adversity, hassle
güçlük
fix
güçlük
complication
güçlük
complex
güçlük
suffering
güçlük
knot
güçlük
rigour
güçlük
hardness
güçlük
entanglement
güçlük
austerity
güçlük
trouble

I always have trouble pronouncing that word. - O kelimeyi telaffuz etmede her zaman güçlük yaşıyorum.

Tom had trouble remembering what Mary looked like. - Tom Mary'nin nasıl biri olduğunu hatırlamada güçlük çekiyordu.

güçlük
job
güçlük
drawback
güçlük
pitfall
güçlük
arduousness
güçlük
tough
güçlük
hassle of
binbir güçlükle
with a heavy heart
güçlük
stumbling block
güçlük
oppression
güçlük
complicacy
güçlük
{i} rub
güçlük
asperity
güçlük
{i} complexity
güçlük
{i} adversity

Face adversity with courage. - Güçlüklerle cesaretle yüzleş.

güçlük
tieup
Турецкий язык - Турецкий язык
Güç, kolay olmayan bir biçimde
düşe kalka
zor bela
Güçlük
(Osmanlı Dönemi) ASÂR
Güçlük
(Osmanlı Dönemi) ŞİKL
Güçlük
(Osmanlı Dönemi) EZL
Güçlük
(Osmanlı Dönemi) SAHTİ
güçlük
Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat
güçlük
Güç olan bir şeyin niteliği, zorluk
güçlük
Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat: "Bir kere güçlük, ev bulmak ve eşya taşımak derdiyle başlar."- B. Felek
güçlük
Engel: "Güçlüklere bir başına da olsa karşı koyan insan, kuvvetli insan olmalı."- O. V. Kanık
güçlük
Engel
güçlükle
Избранное