The dog breathed with difficulty.
- Köpek güçlükle nefes aldı.
They answered their teacher's question with difficulty.
- Onlar öğretmenlerinin sorusuna güçlükle cevap verdi.
Tom could hardly wait to see Mary.
- Tom Mary'yi görmek için güçlükle bekleyebiliyordu.
Tom could hardly stand the pain.
- Tom acıya güçlükle katlanabiliyordu.
He just barely managed to pass the test.
- Testi güçlükle geçmeyi başardı.
I just barely managed to pass the test.
- Testi güçlükle geçebildim.
He can scarcely write his name.
- O adını güçlükle yazabiliyor.
I scarcely believed my eyes.
- Ben gözlerime güçlükle inandım.
Anyone who creates hassle should leave.
- Güçlük yaratan biri terk etmeli.
We know it's a hassle.
- Bunun bir güçlük olduğunu biliyoruz.
She had no difficulty in learning the poem by heart.
- O, şiiri ezberlemede güçlük çekmedi.
He had no difficulty in solving the problem.
- Sorunun çözümünde hiç güçlük çekmedi.
I had no trouble finding his office.
- Onun ofisini bulmakta güçlük çekmedim.
I had trouble deciding which brand of dog food to feed my dog.
- Köpeğimi hangi marka köpek yiyeceği ile besleyeceğime karar vermede güçlük çekiyorum.
Face adversity with courage.
- Güçlüklerle cesaretle yüzleş.