görünüş

listen to the pronunciation of görünüş
Турецкий язык - Английский Язык
aspect
look

Tom cares a lot about the way he looks. - Tom görünüş biçimini çok önemsiyor.

Care has made her look ten years older. - Bakım onun görünüşünü on yaş büyük yaptı.

appearance

Don't judge people by appearance. - İnsanları görünüşle yargılama.

His appearance and behavior made me ashamed of him. - Onun görünüşü ve davranışı beni ondan utandırdı.

sight

She stood astonished at the sight. - Görünüşte şaşırmış gibi duruyordu.

The sight of the money tempted him into stealing. - Paranın görünüşü onu çalmaya teşvik etti.

spectacle
appearance, aspect, look; looks
appearance, sight, spectacle, semblance; external view; aspect
appearances, outward looks, façade
view
semblance
outlook

The Japanese are often criticized for being inward looking and insufficiently international in their outlook. - Japonya görünüşte içe dönük ve yetersiz uluslararası yapıya sahip olduğundan dolayı sık sık eleştirilmektedir.

view, sight
gram. aspect (of a verb)
mien
face

Tom had a bored, disinterested look on his face. - Tom'un yüzünde bıkkın, ilgisiz bir görünüş vardı.

She always has a serious look on her face. - Onun yüzünde her zaman ciddi bir görünüş var.

epiphany
arch. elevation
facet
image
elevation
(Dilbilim) profiling
façade
figure
looks

It looks like Mary is drunk again. - Görünüşe göre Mary gene sarhoş.

Looks like you didn't study much for the test. - Görünüşe bakılırsa sınava çok çalışmadın.

surface

This problem seems to be easy on the surface, but it's really difficult. - Bu sorun görünüşte kolay gibi görünüyor ama o gerçekten zor.

He seems like a softy on the surface, but at the core he's got an iron will that makes him an extremely tough negotiator. - Dış görünüşte bir sümsük gibi görünüyor. Fakat özünde onu zorlu bir delege yapan sağlam bir iradesi var.

form
show
prospect
vision
presence
coloring
occurrence
exterior
countenance
phase
visage
dış görünüş
appearance

Women's faces are often more beautiful when they take their clothes off, for they then stop thinking about their external appearance. - Kadınların yüzü giysilerini çıkardıklarında çoğunlukla daha güzeldir, zira onlar o zaman dış görünüşleri hakkında düşünmekten vazgeçerler.

Don't be fooled by appearances. - Dış görünüşlere aldanmayın.

görünüş oranı
aspect ratio
güzel görünüş
glory
görün
appear

She failed to appear. - Görünen o ki kız başarısız oldu.

The story appears to be true. - Hikâye doğru görünüyor.

perspektif görünüş
perspective view
görün
seem

Your plan seems better than mine. - Senin planın benimkinden daha iyi görünüyor.

It seems to me that you are wrong. - Bana öyle görünüyor ki sen hatalısın.

görün
{f} seeming

The world is a place of seemingly infinite complexity. - Dünya görünüşte sonsuz karmaşanın olduğu bir yer.

Seemingly impossible things sometimes happen. - Görünüşte imkansız şeyler bazen olur.

görün
seem to be

Tom and Mary seem to be in some kind of trouble. - Tom ve Mary'nin bir çeşit sorunları var gibi görünüyor.

Tom and Mary seem to be suited for each other. - Tom ve Mary birbirleri için uygun görünüyorlar.

görün
{f} emerging
aldatıcı görünüş
illusion
aynadaki görünüş
mirror image
dış görünüş
semblance
dış görünüş
shell
dış görünüş
shape
dış görünüş
the outer man
dış görünüş
surface

He seems like a softy on the surface, but at the core he's got an iron will that makes him an extremely tough negotiator. - Dış görünüşte bir sümsük gibi görünüyor. Fakat özünde onu zorlu bir delege yapan sağlam bir iradesi var.

dış görünüş
color
dış görünüş
colour [Brit.]
dış görünüş
disguise
dış görünüş
varnish
dış görünüş
get up
dış görünüş
externals
dış görünüş
fashion
dış görünüş
guise
dış görünüş
rind
dış görünüş
superficies
dış görünüş
exterior, façade
dış görünüş
facade
endişeli görünüş
hunted look
engin görünüş
panoramic
ettirgen görünüş
(Dilbilim) causative aspect
görün
loom
havadan görünüş
aerial view
huzursuz görünüş
hunted look
kalıtımla oluşan dış görünüş
phenotype
kesit görünüş
sectional view
kesit görünüş
cutaway view
kuşbakışı görünüş
bird's eye view
kısmi görünüş
partial view
makul görünüş
specious
modern görünüş
(Bilgisayar) modern cool
plan görünüş
plan view
yan görünüş
side elevation
yandan görünüş
side view
yandan görünüş
profile
yanıltıcı görünüş
colouring [Brit.]
yanıltıcı görünüş
coloring
önden görünüş
front elevation
önden görünüş
front view
üstten görünüş
top view
üç boyutlu görünüş
stereoscopy
Турецкий язык - Турецкий язык
Bulunulan bir yerden görülebilen alan, manzara
Gerçeğe uymayan dış görüntü, zevahir
Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey
Bulunulan bir yerden görülebilen alan, manzara: "Van gölünün görünüşü eşsizdi."- N. Cumalı
Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan gramer kategorisi
Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan dil bilgisi kategorisi
manzara
çehre
durum vaziyeti
görünüm
görünüş
Избранное